Planet

Süt Küba için her şey demekti! Ama bugün…

Yarım asırdan fazladır ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika’nın sosyalizmle anılan adası Küba, süt kriziyle boğuşuyor.

Tam 63 yıldır ABD’nin uyguladığı ekonomik ve siyasi ambargosuna rağmen ayakta kalan Küba, Covid-19 pandemisi, müttefiki Venezuela’da başlayan ekonomik kriz ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ağırlaştırdığı yaptırımlar sonrasında ortaya çıkan ekonomik yıkıma karşı ayakta durmaya çalışıyor.

Turizm, tütün ve şekere bel bağlayan Küba ekonomisi, 1990’larda Sovyetler Birliğinin çözülüşünün hemen ardından yaşadığı “özel döneme” benzer bir biçimde iktisadi ve politik gerilimle karşı karşıya.

Dahası Küba, kaynakları giderek azalan, kuraklıklarla boğuşan ve gıda maddeleri hızla tükenen dünyamızın bir tür yansıması haline mi geldi?

CASTRO’NUN REFORMLARI NERDEN NEREYE…

1959 yılında Fidel Castro öncülüğünde gerçekleşen Küba devrimi ardından, her çocuğun gıdaya, sağlığa ve eğitim imkânlarına eşit şekilde ulaşabileceği garantisini vermişti. Sovyetler Birliği döneminde yaşanan ekonomik işbirliği sayesinde sanayisini toparlayan Küba, verdiği sözleri tutuyordu.

1990’larda sosyalist bloğun çözülüşü sonrasında dünyada tek başına kalan ve ABD’nin yıpratıcı ambargosu nedeniyle sanayisi görülmemiş oranda küçülen Küba bugün süt bulamaz duruma geldi.

Karayiplerin “incisi” Küba’daki durumu yerinde inceleyen The Washington Post yazarı Mary Beth Sheridan “In Cuba, a frantic search for milk” başlıklı yazısında, Küba’daki gıda krizinin perde arkasını inceledi.

ULUSUN KAHRAMANI UBRE BLANCA

Süt, Küba Devrimi’nin en büyük vaatlerinden birisiydi. 1959 yılından önce yetersiz beslenme ve sağlık hizmetlerinden yoksun olan ülkede, Castro devrimden sonra her çocuk için her gün bir litre süt sözü vermişti. Bu nedenle süt Küba için her şey demekti.

1959 öncesinde ABD mafyasının kara parasının aklandığı bir ülke konumundaki Küba’da ne sanayi ne de tarım ve hayvancılık gelişmişti. Castro’nun tarım ekonomisini modernleştirme çabaları içinde şeker, tütün ve kahvenin yanı sıra süt üretimi de başı çekiyordu.

Öyle ki, bu dönemde dünyanın en çok süt veren ineği unvanını kazanan Ubre Blanca (İngilizcesi “beyaz meme”) adlı inek adeta devrimin kahramanı olarak görülüyordu. Ülkenin en değerli varlıklarından biri kabul edilen Ubre Blanca, bir günde 109,5 kilo süt vererek Guiness Rekorlar kitabına girmeye de hak kazanmıştı.

KITLIĞIN ARKA PLANINDAKİ TEMEL FAKTÖR NE?

Bugün gelinen noktada Küba son 30 yılın en kötü ekonomik kriziyle boğuşurken süt krizi ülkenin içinde bulunduğu krizin en açık göstergesi olarak görülüyor.  

Özellikle, dünyayı etkileyen Covid-19 pandemisi nedeniyle ülke ekonomisinin bel kemiğini oluşturan turizm sektörünün çökmesi ve sosyalist müttefiki Venezuela’nın içinde bulunduğu kriz nedeniyle yardımları azaltması, Kübalıları süt ürünleri başta olmak üzere diğer gıda maddelerinde kitlesel kıtlıkla karşı karşıya getirdi.  

Yiyeceklerinin yüzde 70’ini ithal eden Küba, gelinen noktada ciddi bir nakit sıkıntısı çekiyor.

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

‘AKLIMIZA GELEN SORU BUGÜN NE YİYECEĞİMİZ OLUYOR’

Ekonomik krizin gün geçtikçe büyümesi, Kübalıların yemeklik yağa ve tavuğa ulaşması için saatlerce sıra beklemesine neden oluyor.

Yohana Perdomo, günün erken saatlerinde evden çıkarken yanına aldığı yemek karnesiyle beraber yollara düşüyor. Bugünlerde altın kadar değerli olan süte ulaşmak için devlete ait “Bodega” adındaki yerel kooperatif dükkanlarının önüne giden Perdomo, “Uyanır uyanmaz ilk aklımıza gelen soru ‘bugün ne yiyeceğimiz’ oluyor. Nereden yiyecek bulabiliriz? Süt ise bulunması en zor ürünler arasında. Devlet, çocuk, hasta ve yaşlılar için temel yiyecek maddelerini sağlamaya devam ediyor. Ancak bunun dışında çoğu mağazada temel gıda maddelerine ulaşamıyoruz” ifadesini kullanıyor.

Ekonomik altüst oluş toplumsal ayaklanmalara dönüşmüş, geçtiğimiz yılın Temmuz ayında uzun süreli elektrik kesintileri sebebi ile bazı kentlerde protesto gösterileri başlamış, daha sonra bu eylemler başkent Havana’ya sıçramıştı.

Bu durum karşısında Kübalı gençler, aynen 1980’lerde olduğu gibi teknelere atlayarak ABD’ye göç etmeye başladı. ABD sınır polisi ekim ayında yayımladığı raporda, 114 binden fazla Kübalı göçmeni tutukladıklarını duyurdu.

Perdomo aile fertlerinin de göç etmeye karar verdiğini söyledikten sonra, “Bu şekilde daha fazla yaşayamayız” diyor.

‘YARIN NE YAPACAĞIMIZI BİLMİYORUZ!’

Yaşanmakta olan kıtlığın ciddi boyutlara ulaşması üzerine Ekonomi Bakan Yardımcısı Johana Odriozola, üretimi canlandırmaya çalıştıklarını ifade etti. Ayrıca Odriozola, “Sorunların hızlıca üstesinden gelmemiz ve işleri hızlı şekilde iyileştirmemiz gerekiyor” açıklamasını yaptı.  

Havana’nın dışında bulunan El Fanguito nehiri kenarındaki küçük ahşap binalarda oturan Perdomo, uzun zamandır kahve bulamadığı için kahve içmekten vazgeçmiş. Ama kızını gerektiği gibi besleyememesi onu fazlasıyla düşündürüyor. Gıda maddelerinde yaşanan kıtlık nedeniyle kızı Laurent’e kahvaltıda sütten başka bir şey veremeyen Perdomo, elindeki süt bitince ne yapacağını bilemiyor ve şunları ekliyor:

“Bugün için yeterince sütümüz var ama yarın ne yapacağımızı gerçekten bilmiyoruz.”

Büyük endüstriyel süt tesislerinin olmadığı Küba’da yaşanan krizin temel nedeni küçük üreticilerin hayvanları için gereken yemi bulamaması. Perdomo’nun evine 45 dakika uzaklıkta olan 66 yaşındaki Victor Rojas, ineklerinin bol süt vermeleri için iyi kalitede yemlere ihtiyacı olduğunu söylüyor. Fakat son zamanlarda tarım kooperatiflerinde hayvan yemlerine de rastlanmıyor.

İçinde bulundukları durumla mücadele ettiklerini söyleyen Rojas, “Onlara ne bulursak veriyoruz; çimen veya muz ağaçlarının yaprakları” diyor.

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

GİDİŞATI TERSİNE ÇEVİRMEK İÇİN HANGİ ADIMLAR ATILDI?

Castro tarafından başlatılan tarımda modernleşme adımlarını ve devlet tarafından işletilen devasa mandıralarda süt üretimi rekor kırdığı ve ucuza olduğu o şanlı günleri hatırlayan Rojas, “Bolluk dönemiydi; istediğiniz her şeyi bulabiliyordunuz. Çünkü birçok şey Sovyetler Birliği’nden geliyordu” ifadesini kullanıyor.

Öyle ki, gübre ve hayvan yemi Sovyetler Birliği döneminde, Küba’nın ABD ambargosuna karşı ayakta kalabilmesi için adeta hibe ediliyordu. Fakat 1990’ların ardından birlik dağılmış ve sübvansiyonlar birden kesilmişti. Küba 1990’ın hemen öncesinde 1 milyon ton süt üretirken bu oran beş yıl sonra 638 bin tona düşmüştü.

O günden bu yana kendi öz varlıklarıyla ayakta kalmaya çalışan Küba’da 2000’lere doğru özelleştirme adımları atılmaya başlandı. Devasa devlet işletmelerinin yerlerini özel işletmeler alsa da, piyasanın denetimi devletin elindeydi.

Devlet arazileri işletilmesi için çiftçilere kiralandı; ürünler ve süt ürünleri sabit fiyatlardan çiftçilerden satın alınacaktı. Fakat, planlanan olmadı. Ekonomik kriz nedeniyle, çiftçilerin ürünlerine yapılması gereken ödemelerde gecikmeler yaşanıyordu.

Rojas, “Ağustostan beri avokadolarımız için bize ödeme yapılmadı. Son yıllarda iklim de bizden yana değildi; yağmurlar önceki yıllara göre çok azdı” diyerek içinde bulundukları tabloyu özetlemeye çalışıyor ve devam ediyor:

“Komşularım ineklerini satarak üretimi bıraktı. Artık bu durumla başa çıkamıyorlar.”

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

GENÇ GİRİŞİMCİLERİN ÖNÜ AÇILDI

Fakat bu kötü gidişin içinden farklı fırsatlar da doğmaya başlıyor.,

Ekonomiyi canlandırmak isteyen Küba hükümeti bir dizi değişikliğe gitme kararı verdi. Küba Çalışma Bakanı Elena Feito, ülkede devlet kontrolünde bulunan 2 binden fazla sektörde özel işletmelerin faaliyet göstermesine izin verileceğini açıkladı. Böylece ülkede özel şirketlerin faaliyet gösterebileceği alanların sayısı 127’den yaklaşık 2 bine çıktı. Bu durum özellikle Havana’da birçok restoran açılmasına yol açtı.

Ama asıl gelişme süt ve sığır eti çiftçilerinde ürünlerin artık resmi kotaların üzerinde de satılabilmesinin önünün açılmasıydı. Yetkililer, boş durumda olan tarım arazilerinin herhangi bir ücret vermeden kullanılması için televizyonlardan çağrılar yaparken, bu teklif Havana’da yerel işletmecilerin iştahını kabarttı.

Elinde bulundurduğu mülkleri popüler ev kiralama uygulamasından kiralayan ve hatırı sayılır bir gelir elde eden Carlos Chamizo, Küba’nın sosyal medya ünlüsü olarak tarıma el atmaya tam bu çağrının ardından karar verdi.

33 yaşında olan ve Havana’da muhasebe eğitimi alan Chamizo, pandemi döneminde kentten uzak, sessiz bir yaşamı arzuluyordu.

Yeni kuşağı temsil eden Chamizo, bir önceki neslin bıraktığı tarım arazilerini devralıyor. Yeni nesil çiftçiler, dünyayı bilen ve teknik yönden tarımdan anlayan ama en önemlisi yatırım yapacak parası bulunan genç girişimcilerden oluşuyor.

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

33 yaşındaki girişimci, “Bizler yeni fikirlere, yeni yöntemlere sahibiz. Her şey çok daha iyi olacak” ifadesini kullanıyor.

KÜBA’DA BU KRİZ KAÇ YIL SÜRECEK?

Ama bu tam olarak ne zaman olacak? Tarım Bakanlığına bağlı hayvancılık müdürlüğünün idarecisi olan Alain Rodriguez León, yeni reformların kısa vadede yaşanan krizin çözümünde çok az etkisi olacağını kabul etmekle birlikte, üretim döngülerindeki sorunların tespitinin ve çözüm önerilerinin geliştirilmesinin 3-4 yıl süreceği görüşünü paylaştı.

Bu da demek oluyor ki, ada ülkesi sert ABD ambargosuna rağmen ithalata bağımlı kalmaya devam edecek. Bu nedenle süt miktarının yarısını yurtdışından süt tozu halinde satın alan Küba’nın en büyük tedarikçisi ise Yeni Zelanda.

Yeni Zelanda’nın en büyük süt ürünleri ihracatçısı Fonterra ise yaşanan krizler nedeniyle Küba’ya yönelik sevkiyatlarda bir yavaşlama olduğunu kabul ediyor.

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

‘ANNE, SÜT!’

El Fanguito nehiri kenarındaki küçük ahşap binadaki evinden ayrılan Perdomo, çocuğunu doyurmak için gıda karnesinde hakkı bulunan bir kiloluk süt tozunu almak için uzun bir yol yürümek zorunda. Perdomo, kooperatiften aldığı bilgi ile sütün mağazaya gelmekte olduğu haberini alarak evden koşar adım çıkıyor.

Perdomo’nun acele etmesi bir işe yaramazken, evde kendisini bekleyen kızının “Süt” diye sızlanması ümitsizliği bir kez daha arttırıyor. Aç olan 4 yaşındaki Laurent yanına sokularak ağlamaya başlıyor: “Anne, süt!”

Böylesi zamanları dayanışmayla aşmaya çalışan Perdomo ailesi genç kadına yardım elini uzatıyor. Genç kadının kardeşi Yanira evden getirdiği süt tozunu yeğeninin için hazırlamaya başlıyor. Fakat bir sorun var; devlet çocuklar için süt sağlasa da bu çocukların ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeyde. Öyle ki, Yanira’nın yeğeni için ayırdığı bir parçacık süt tozu aslında 7 yaşındaki oğlunun payından kısılıyor.

Çocuklarını aç bırakmamak için uğraşıp didinen Yanira ise karaborsadan süt tozu alıyor.

 

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

Başkent Havana’daki reklam panoları ise gıda krizinin asıl sebebinin onlarca yıl süre Amerika’nın uyguladığı ticaret ambargosu olduğunu duyuruyor. Yohana, ise “Bunun sebebi Amerika Birleşik Devletleri ama hükümetimiz de bunu engelleyecek bir şeyler yapamaz mı? Her şeyi ablukanın üzerine atmak oldukça kolay” ifadesini kullanıyor.

Elbette Küba sadece ticaret kısıtlamaları nedeniyle bu durumda değil. Zaten kırılgan olan ekonomisi pandemi döneminde alt üst oldu. Yaşanan kısıtlamalar nedeniyle 2020’de gayri safi yurtiçi hasılası yüzde 11’e düşen Küba’nın en büyük döviz kaynağı olan turizm endüstrisi büyük bir çöküş yaşadı.

Geçtiğimiz yılın Kasım ayında Küba Turizm Bakanı María del Carmen Orellana, “Ne pahasına olursa olsun Küba halkının sağlığını daha öncelikli” diyerek, turizm sektörünü açmakta acele etmeyeceklerini açıkladı.

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

Grafik: Harun Elibol

TRUMP DÖNEMİ ABD ABLUKASI DAHA DA SERTLEŞTİ

2016 yılında yaklaşık 90 yıl aradan sonra Küba’yı ziyaret eden ilk Amerikan Başkanı olan eski ABD Başkanı Barack Obama, Küba ile ilişkilerde normalleşmeye adımlarını atsa da halefi Donald Trump, tüm ilişkilerin yeniden kopmasına yol açtı. Hem de bu sefer ekonomik yaptırımların dozunu iyice arttırarak…

Buna göre, ABD yolcu gemilerinin Küba limanlarına yanaşması yasaklanmış, tüm uçuşlar durdurulmuş ve her türlü turizm faaliyeti yasaklanmıştı.

Bununla da kalmayan Trump, Western Union ile ortaklığı bulunan Fincimex’i kara listeye alarak, adadaki 400’den fazla para transfer merkezinin kapanmasına yol açtı. Bu da ABD’de bulunan Kübalı göçmenlerin ailelerine finansal yardım yapamamasına yol açtı.

BİDEN YÖNETİMİ YAPTIRIMLARI KORUDU

Biden yönetimi ise havale üst sınırı belirleyerek yasakları esnetme yoluna gitti; seyahat yasaklarını kaldırdı. Bu bir açıdan rahatlamayı sağlasa da, ilişkilerin normalleşmesi bir hayli zaman alabilir.

Öyle ki, Trump yönetiminin Küba hükümetinin terörizmi destekleyen bir devlet olduğunu gerekçesi ile ülkenin yurtdışındaki finansal hareketlerini sınırlayan yaptırımları Biden döneminde de devam etti. Uzmanlar, her iki başkanın da gerçek niyetinin Miami’de bulunan ve Kübalı sürgünlerden oluşan Kübalı-Amerikalıların desteğini almak olduğunu söylüyor.

Uzmanlar ayrıca nakit para sıkıntısı çeken Küba’nın son iki yılda ithalatta yüzde 40’lık bir düşüş yaşadığını söylüyor. Havana Üniversitesi’nden ekonomist Juan Triana ise Küba hükümetinin ekonomi politikalarının, yiyecek ve ilaç kıtlığından kısmen sorumlu olduğunu söylüyor. Triana, yine de ortaya çıkan gıda krizinin en büyük etkisinin ABD’nin ekonomik yaptırımları olduğunun altını çizdi.

Süt Küba için her şey demekti Ama bugün...

‘DAHA ÖNCE BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEMİŞTİK’

Süt bulamayan Perdomo ve ailesi geçtiğimiz hafta süt tozunu aldıktan sonra bir başka haberle heyecana kapıldılar.

İspanya’dan gelen vanilya aromalı sütün marketlere geldiğini duyduklarında bütün mahalle markete akın etti. Bir karton vanilyalı sütü alan Perdomo, sütü masanın üzerine koyduğunda kızı süt kartonunu saygıyla inceledi ve sütü öptükten sonra odasına götürdü.

Perdomo, “Daha önce böyle bir şey görmemiştik” diye ekledi. Ama süte ulaşan Perdomo ve ailesi için hayat iki gün boyunca oldukça farklıydı; ama en önemlisi kısa bir süre için bile olsa küçük kızın sütü vardı.

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir

Back to top button