Ekonomi

Odağında ‘araştırma’ var – Son Dakika Ekonomi Haberleri

Sabancı Üniversitesi, araştırma üniversitesi olarak kabul edilen 3 vakıf üniversitesinden biri. Ar-Ge konusundaki faaliyetlerinizi, projelerinizi ve hedeflerinizi paylaşabilir misiniz?

Fakültelerimizde ve merkezlerimizde, Türkiye’nin en öncü ve fark yaratan araştırma faaliyetlerini hayata geçiriyor ve bu çalışmalar için yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan yüksek oranda proje desteği alıyoruz. Bunun bir sonucu olarak, geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) işbirliğinde açıklanan destek programı ile Araştırma Üniversitesi olarak kabul edilen 3 vakıf üniversitesinden biri olduk. Çalışmalarımızı sadece Türkiye’de değil, dünyada tanınan saygın bir araştırma üniversitesi olma hedefiyle yürüttüğümüz için bu yönde üstlendiğimiz misyonlar da bizim için çok kıymetli. YÖK 2021 Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu’na yüzde 32.70’lik oran ile Ar-Ge’ye en çok pay ayıran vakıf üniversitesiyiz. Şu anda üniversitemizde 301 aktif araştırma projesi yürütülüyor. Bu araştırma projelerimizin aktif bütçesi 641 milyon TL. Yapılan tüm bu çalışmalar gerek bilimsel yayın gerekse patent sayısı tarafında karşılığını buluyor.

7 AYDA 26 PATENT

22 yıllık genç bir üniversite olmamızın yanı sıra, öğrenci ve program sayılarımızın diğer üniversitelere göre çok yüksek olmamasına rağmen, patent sayısı açısından en üst sıralarda yer alıyoruz. Şimdiye kadar üniversite bünyemizde yürütülen bu araştırma çalışmalarının 286’sı patente dönüştü. Sadece 2022’nin ilk 7 ayında alınan patent sayısı 26. Yürütülen araştırmaların akademik niteliğine gösterge olması açısından yine YÖK 2021 raporundan bilimsel yayın verisini örnek olarak vermek isterim. Türkiye’deki tüm üniversiteler arasında öğretim üyesi başına uluslararası hakemli dergilerde yayınlanan bilimsel yayın sayısı bakımından ilk üçte yer alıyoruz. Yapılan bu araştırma çalışmaları bilim dünyasına, sanayiye, topluma, ekonomiye ve bireylere fayda olarak dönüyor.

Sabancı Üniversitesi’nin sanayi ile işbirlikleri nelerdir? Bu konuda hayata geçen uygulamalardan bahsedebilir misiniz?

Sabancı Üniversitesi olarak üniversite-sanayi işbirliklerini çok önemsiyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana bu alanda yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Buna en güzel örneklerden biri 2016 yılında Kordsa ile birlikte kurduğumuz Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezimiz. Sanayi alanında öncü bir iş modeli olan bu merkezimizde otomotiv ve havacılık alanlarına yönelik kompozit malzemelerin pilot üretimi sağlanırken, ihtiyaç ve taleplere göre sürekli ürün geliştirme çalışmaları yürütülebiliyor. Geçtiğimiz günlerde bu merkezimiz dünyaca ünlü Boeing şirketi ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu işbirliğiyle merkezimiz, uçak üreticisi olan Boeing için uzman olduğu alanlarda özel çözümler geliştirecek. Yine geçtiğimiz günlerde Kordsa ile üniversite bünyemizde RunIT adında, öğrencilerimizin yazılım alanında Kordsa’nın projelerinde bilfiil çalışacakları bir birim kurduk. Bir diğer örnek de Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (SUNUM) bünyesi içinde yine bu yıl içinde TEMSA işbirliğiyle hayata geçirilen Yeni Enerji Teknolojileri Birimi. Burada batarya kimyası, yazılım ve donanımı, bataryalarda enerji verimliliği gibi konularda odaklı çalışmalar yapılması planlanıyor.

SOSYAL SORUMLULUK DERSİ VERİLİYOR

Sürdürülebilirlik alanında üniversite bünyesindeki projeler nelerdir? Sürdürülebilirlik eğitim süreçlerinde nasıl yer alıyor?

Gerek çevresel gerekse toplumsal sürdürülebilirlik alanında özel çalışmalarımız bulunuyor. Yakın zamanda tüm üniversiteler için zorunlu kılınan “sosyal sorumluluk” dersini biz, “Toplumsal Duyarlılık Projeleri” adı altında ilk kurulduğumuz günden bu yana, yani 22 seneden beri tüm öğrencilerimize zorunlu ders olarak sunuyoruz. Öğrencilerimizin büyük bir bölümü ilk yıl zorunlu olarak gerçekleştirilen bu projeleri öğrenim hayatlarının ilerleyen yıllarında gönüllü olarak sürdürüyorlar. Bu sayede şimdiye kadar üniversitemizde 2 bin 252 Toplumsal Duyarlılık Projesi gerçekleştirildi. En fazla sosyal sorumluluk projesi yürüten vakıf üniversitesiyiz. Bu projelerle toplumsal sürdürülebilirliğe önemli bir katkı sunuyoruz.

Sürdürülebilirlik konusunda da üniversite – sanayi işbirliklerine önem veriyoruz. Sabancı Üniversitesi Yaratıcı Teknolojiler Atölyemizin ev sahipliğindeki SENTRUM Projesi’nde Enerjisa Enerji ve UNDP ile ortak hareket ederek, Ayvalık Küçükköy’deki eğitim atölyemizi Sürdürülebilir Yeşil Destinasyon Modeli’ne dönüştürüyoruz. Çok kısa sürede hayata geçirdiğimiz ve proje sonuçlarını gözlemleyebildiğimiz SENTRUM projesi yeşil turizmi desteklemek için de öncü olacak. Sabancı Üniversitesi olarak 1.163.697 m2’lik toplam alan içerisinde yüzde 83’lük açık/yeşil alanımızla (976.173 m2) öğrenci başına en fazla yeşil alana sahip vakıf üniversitesiyiz. Üniversitemiz sahip olduğu güneş enerjisi altyapısı ile de tam anlamıyla yeşil bir kampus. Kojenerasyon sistemi ile hem elektrik hem ısı üretiyor, böylece verimliliği artırıp enerji kaybını en aza indiriyoruz. Kampustaki enerji santrallerimizin çıktısı olan sıcak havayı suyu ısıtmak için kullanıyor, bu sayede tasarruf sağlıyoruz.

 

‘ÖNCÜ ROL OYNAYACAK’

Dijitalleşme her alanda kendini hissettiriyor. Sabancı Üniversitesi’nin Dijital Kampusu neden önemli?

Üniversitemizin yeni kampusu olan ‘Altunizade Dijital Kampus’, 3 senelik bir çalışma sonunda 2021 yılında, pandemi etkilerinin en yoğun olarak yaşandığı dönemde hayata geçti. Güçlü bir online ve hibrit eğitim altyapısına sahip olan bu kampusumuz, alanında birçok yenilik sunuyor. En yeni dijital eğitim teknolojilerinin sınıf ortamında uygulandığı bu kampusun, geleceğin üniversite ortamının şekillendirilmesinde öncü bir rol oynayacağına inanıyoruz. Yurtdışındaki önde gelen üniversitelerin temsilcileri, bu dijital kampus altyapımızı yerinde görmek, incelemek için geliyorlar. Burası, aynı zamanda, profesyonellere özel olarak tasarladığımız tezsiz yüksek lisans programımızın derslerine de ev sahipliği yapıyor. Kurumlara yönelik burada sunduğumuz başka özel projelerle de bu kampusumuz, iş dünyası ile yeni bir buluşma noktamız oldu.

Sabancı Üniversitesi girişimcilere ne tür fırsatlar sunuyor?

Sabancı Üniversitesi olarak girişimci yetiştiren bir üniversiteyiz. Bundan 20 yıl önce, üniversiteden mezun olduktan hemen sonra kendi şirketini kuran gençlere rastlamanız neredeyse imkânsızdı. Ama bugün mezunlarımızın yüzde 3’ü doğrudan kendi şirketini kurma yolunu seçiyor. Hatta henüz öğrenimini sürdürürken yaratıcı bir fikirle erkenden bu yönde atılım yapan öğrencilerimizin sayısı da hiç azımsanmayacak düzeyde. Inter-disipliner eğitim yapımız bunu sağlayan en önemli etkenlerden biri. Tek bir alanda uzmanlaşma sunan klasik bölüm yapısı yerine, çok yönlü gelişmeyi önceliklendiren “program” yapısını desteklediğimiz için öğrencilerimiz daha geniş kapsamlı düşünebiliyorlar ve kariyer adımlarını buna göre atabiliyorlar. Bunun doğal bir sonucu olarak, üniversiteden mezun olan gençlerimiz belirli bir “meslek” sahibi olmanın ötesinde, 40-50 senelik uzun kariyerleri sırasında birden fazla farklı alanda faaliyet gösterebilen bireyler olarak yetişiyorlar. Ayrıca öğrencilerimize yan dal olarak sunduğumuz girişimcilik programımızı da alarak yaratıcı fikirlerini ticari bir oluşuma dönüştürebiliyorlar.

‘GİRİŞİMCİ GENÇLERİN YANINDAYIZ’

Türkiye’nin ilk ticarileştirme ve girişim fonu şirketi olarak kurduğumuz Inovent A.Ş. ile girişimci gençlerimizin yanındayız. Inovent şirketimizin portföyünde 12 farklı kuruluş bulunuyor. Üniversitemizdeki çalışmalarının sonuçlarını değerlendirmek için kendi şirketlerini kurarak girişimcilik dünyasına adım atmayı arzulayan öğrenci ve öğretim üyelerimizin önünü açmak üzere, kampusumuzde yeni bir Girişimcilik Destek Birimi ve Kuluçka Merkezi kuruyoruz. Bununla paralel olarak, erken dönem start-up yatırımlarını desteklemek üzere bir Girişimcilik Yatırım Fonu’nu da hayata geçirmiş bulunuyoruz. Amacımız, bu mekanizmaları harekete geçirerek ülke ve dünya ekonomisine daha fazla katma değer üretmek.

ÇOK YÖNLÜ DÜŞÜNEN PROFESYONELLER GEREKLİ

Dünyadaki ekonomik gelişmelerin akademik süreçlere etkisini değerlendiren Leblebici şunları söyledi: “Ekonomik gelişmeler en başta işgücü açısından akademik süreçleri etkiliyor. Türkiye’de multi-disipliner alanda eğitim almış daha fazla profesyonel elemana ihtiyacımız var. Tek alanda uzmanlaşma, bugün kurumların ve toplumların ihtiyaç ve beklentilerini karşılamakta ne yazık ki yetersiz kalıyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok yönlü düşünebilen profesyoneller iş dünyasını şekillendiriyor. Sunduğumuz program seçme özgürlüğü sayesinde eğitimini, üniversiteye geldikten sonra bilinçli olarak seçen öğrencilerimiz, mezun oldukları alana göre kariyerlerine yön verebiliyorlar. Mezunlarımızın yüzde 94’ü diplomalarını aldıktan sonra bir yıl içinde diledikleri sektörde bir iş bulabiliyor veya akademide devam etmek istiyorlarsa diledikleri üniversitelerden kabul alabiliyorlar. İşverenlerin, mezunlarımızdan memnuniyet oranı da yüzde 94. Mezunlarımızın yüzde 22’sinden fazlası şu anda yurtdışında, başarılı çalışmalar yapmakta. Dünyanın en değerli markaları olan Amazon, Google, Apple, Meta şirketlerinin Amerika ve Avrupa merkezlerinde çalışan mezunlarımızın sayısı 100’e yakın. Türkiye’nin en beğenilen şirketlerinde çalışan mezun sayımız çok daha yüksek. Ben mezunlarımıza ve bugünün profesyonellerine gelişimden asla vazgeçmemelerini öneriyorum. Bu, hem kendi profesyonel yaşantıları hem de toplumsal gelişim ve iş dünyası için çok önemli.”

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button