Sağlık

O mayınları takip ediyoruz gerekirse tahrip ederiz | Fatih ÇEKİRGE

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Preveze denizaltısında önemli açıklamalar yapıyor. Ve ben ilk kez bir denizaltıda… Ve denizin 30 metre derinliğine doğru inerken, bir bakanla sohbet ediyorum. Heyecanlıyız tabii. İlk soru Ukrayna’daki şamandıralarından kurtulup Karadeniz’e yayılan ‘serseri mayınlar’la ilgili. O mayınlar Boğazlar’a gelebilir mi?

MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar şöyle diyor: “Öncelikle gelen bilgileri tetkik ve koordine ediyoruz. Bazı mayınların sürüklendiğine yönelik ifadeler var. Her ihtimale karşı uçaklarımız, helikopterlerimiz, fırkateynlerimiz dahil gözetlemek suretiyle takip ediyoruz. Mayın avlama gemilerimiz, helikopterlerimiz, İHA’larımız bunların peşinde…”

* Peki mayınlar boğazlara doğru yaklaşırsa?

Akar’dan kesin bir cevap:

“İnşallah bir kaza bela olmadan onlar kendilerini imha eder veya biz görür, mayın avlama gemimizle tahrip ederiz…”

DENİZALTI ATIŞ İÇİN DALARKEN

Sohbetten önce Preveze’de hummalı bir hareket var. Tıpkı filmlerdeki gibi…

Telsizlerden anonslar, emir tekrarları:

“Dalış… Dalış… Dalış…” anonsuyla birlikte aşağı doğru süzülüyoruz…

BEKLEYEN NAKLİYE UÇAKLARIMIZ

Bakan Akar Ukrayna’da bekleyen nakliye uçaklarımızla ilgili son durumu da şöyle açıklıyor:

“Kiev’de kalan iki nakliye uçağımızla ilgili Ukrayna ‘Herhangi bir vukuat yok’, Moskova da ‘Her an takip ediyoruz’ diyor. Fakat her iki taraf da çeşitli güvenlik endişeleri nedeniyle uçakların mevcut konumlarında kalmasının uygun olacağını ifade ediyorlar. İnşallah uçaklarımızı en kısa sürede ülkemize getireceğiz.”

TÜRKİYE ÖZNE  HALİNE GELDİ

Hulusi Akar Türkiye’nin son dönemdeki küresel etkisini ve rolünü anlatırken şöyle diyor:

O mayınları takip ediyoruz gerekirse tahrip ederiz

“Türkiye Cumhuriyeti devleti gerçekten Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde özne haline geldi; yani bizim ilgi alanımız, etki alanımız gelişti. 3 kıta etki alanımız. Libya ve Azerbaycan olarak düşünmeyin, Somali, Katar, Sudan, Kosova, Bosna ve diğer coğrafyalar var. Gerçekten bütün coğrafyalarda, Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da çok ciddi bir alanımız var. Bu sorumluluklarımızı samimi olarak yerine getirmeye çalışıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri gerçekten Cumhuriyet tarihinin en yoğun günlerini yaşıyor. Bütün unsurlarımız, muharip unsurlarımız şu veya bu şekilde angaje olmuş durumda. Hem kendimiz için hem dost ve kardeşlerimiz için hem de onun ötesinde bölge, dünyanın o parçasının barışı, huzuru, güvenliği için gayret sarf ediyoruz.”

BU NASIL MÜTTEFİKLİK?

* Türkiye’nin Ukrayna-Rusya krizinde oynadığı barışçı rolün özellikle NATO ve AB ile ilişkilerde olumlu yansımaları olup olmadığı hatırlatılınca Akar sitemkâr bir ifadeyle şöyle diyor:

“Dost ve kardeş bildiklerimizin, müttefik bildiklerimizin örtülü veya açık ihracat lisanslarına tahdit koydukları bir dönemdeyiz. Parasını pulunu verdik, müracaatımızı yaptık, ver bunu, müttefikiz. Verilmiyor. Almanya’da var, Fransa’da var, Kanada’da var, Amerika’da var, hepsi var. İngilizler sağ olsunlar tahditleri kaldırdılar ve kaldırmaya devam ediyorlar. İnşallah diğer müttefiklerimize diğer dostlarımıza da bu örnek olur. Bunu temenni ediyoruz. Çünkü geçen NATO toplantısında bütün muhataplarımıza söyledik. ‘Türkiye’nin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kuvvetli olması, NATO’nun kuvvetli olması’ dedik. ‘Türkiye’den beklentileriniz, A, B, C…’ Bunları nasıl yapacağız? Çeşitli kısıtlamalar var, nasıl olacak bu iş? Dolayısıyla bunları da gündeme getirmek suretiyle yapılması gerekeni telkin ediyoruz, izah ediyoruz, sabırla anlatıyoruz. Bazı ülkelerde bu konularda anlayış arttı. ‘Bir musibet bin nasihatten evladır.’

O mayınları takip ediyoruz gerekirse tahrip ederiz

Biz NATO’da 70 yıldan beri neyi kötü yaptık? NATO’nun nesine yük olduk? Bilakis yük alan bir devlet olarak elimizden geldiğince her türlü fedakârlığı, her türlü katkıyı sağlamak suretiyle NATO’nun genel anlamdaki görevinin yapılması için gayret gösterdik.”

ERDOĞAN’IN KATKILARIYLA ZİRVE OLABİLİR

* Peki barış mümkün mü? Putin ve Zelenski bir araya gelebilir mi? Ukrayna’da son durum nedir.

Akar: “İnsani durum kötüleşiyor. Bu çözülmeli. Öbür tarafta müthiş bir bilgi kirliliği var. Herkes farklı cümleler kuruyor, farklı açıklamalar yapıyor. Dezenformasyon var. Bir yanda harekât durdu denilirken öbür yanda şiddetli çatışmalar devam ediyor şeklinde. Sayın Zelenski Sayın Putin’le görüşmek istiyor. Putin de hayır demiyor. Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katkılarıyla böyle bir görüşme yapılabilir. Temennimiz ateşkesin sağlanması. İfade edilenlere göre iki tarafın da ciddi kayıpları var.”

‘AYÇİÇEK YAĞI YÜKLÜ GEMİLER NASIL GELDİ’

Hulusi Akar, Türkiye’nin her düzeyde taraflarla görüştüğünü anlatırken şu örneği veriyor: “Cumhurbaşkanımız liderlerle görüşüyor. Dışişleri Bakanımız kendi mevkidaşlarıyla görüşüyor. Biz de öyle.

Mesela Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüştük, kendi konularımızın ardından konu ayçiçek yağı taşıyan gemilere geldi. Ticaret Bakanımızdan aldığımız bilgileri ilettik ve gemilerin oradan çıkması lazım dedik.

Telefonu kapattık, kısa bir süre sonra gemilerin serbest bırakıldığını Ticaret Bakanı’mız iletti.  Türkiye’nin çok ciddiye alınan bir pozisyonu var.”

MONTRÖ’NÜN ÖNEMİ

* Türkiye’nin stratejik önemi ve Karadeniz’deki krizi tanımlarken Bakan Akar, Montrö hatırlatması yapıyor:

“Bırakın, Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler Montrö çerçevesinde bunun zenginliklerinden yararlansınlar. Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler bu Montrö kurallarına uysun. Dışarıdakiler de buna uysun ve oradaki dengeyi bozmayın.”

‘ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPIYORUZ’

Akar, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna krizine çizdiği politikayı da şöyle özetliyor:

“Gerçekten bizim ilkeli bir tutumumuz var. Rusya Devlet Başkanı Putin’in yanında, gazetecilerin, basının huzurunda ‘Biz 2014 Kırım ilhakını tanımıyoruz’ diyebilen bir liderden ve bir Türkiye’den bahsediyoruz. Açık ve net. Biz bütün ülkelerin sınırlarına, haklarına, hudutlarına saygılıyız. Aynı şekilde biz Ukrayna’nın da hudutları, hakları neyse buna saygılı olduğumuzu söylüyoruz. Diğer taraftan Rusya ile neyse yapmamız gereken, yapıyoruz.”

4 SAAT SÜREN DALIŞ

Yaklaşık 4 saat süren dalış müthiş bir tecrübeydi. Aylarca görev için o denizaltılarda kalan…

Disiplin ve görev aşkından zerre kadar taviz vermeyen kahramanları tanıdık.

Denizaltında birer aile olmuş, kader birliği yapmış askerlerimizi görünce o daracık denizaltı bana ferah ve muazzam bir dünya gibi geldi…

Akar’la sohbeti ve izlenimleri aktarmaya devam edeceğim…

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button