Sağlık

Lütfen biraz daha sabır | Osman MÜFTÜOĞLU

Biliyorum, yoruldunuz, bunaldınız ve sıkıldınız.

Sizi son günlerde sadece pandeminin değil ekonomik değişimler ve savaş sürecinin de bunalttığından hiç kuşku duymuyorum. Kısacası “Bu işler ne zaman bitecek? Hayatımız ne zaman eski ritmine dönecek? Bıktık artık!” demekte son derece haklısınız. Savaştan ve ekonomiden anlamam. O konuda bir şeyler söyleme hakkım da yetkim de yok. Ama size pandemi ile ilgili son derece önemli, mühim bir ricam var:

Lütfen biraz daha sabırlı olun. Nedeni şu…

KÖTÜ HABER
DİKKAT! PANDEMİDE KIPIRDANMA İŞARETLERİ VAR

SALGINDA tedbirleri gevşeten hemen her ülkede günlük COVID-19 vaka rakamları da insan kayıpları da maalesef süratle artıyor. Mesela Almanya, mesela İngiltere, mesela Çin’de durum yeniden kötüleşiyor. Saydığım ülkelerin tümü acele edip tedbirleri fazlaca gevşettiler. Netice mi? Hemen ve anında vaka ve ölüm sayılarında ciddi artışlarla karşı karşıya kaldılar.

Tekrar ediyorum: Kesinlikle siz haklısınız. Biliyorum: Kesinlikle yoruldunuz, bunaldınız. Ama gelin beni dinleyin lütfen ve her şeye rağmen biraz daha sabırlı olun. Tamam, açık alanlarda -eğer ortam çok kalabalık değilse yürüdüğünüz sokaklar, caddeler, dolaştığınız gezdiğiniz yerler, meydanlar, parklar, dağlar, tepelerse- maske takmayın. Ama gelin, hiç olmazsa sinema, AVM , tiyatro, toplu taşıma araçları, açık ama fazlaca kalabalık alanlarda maskenizi takmaya devam edin.

BİR RİCA
HATIRLATMA DOZUNU UNUTMAYALIM

SİZDEN ÇOK ÖNEMLİ BİR RİCAM DAHA VAR: “Hatırlatma dozu aşılarınızı”, hatırlamamış, unutmuş, dalgınlığa düşmüş olabilirsiniz.(!) Lütfen onu da bugün, yarın bir zahmet gecikmeden yaptırın. Unutmayın, sabrın sonu her zaman mutlak selamettir.

Lütfen biraz daha sabır

İYİ BİLGİ 1
GENETİK MİRAS KADER DEĞİLDİR

2003’te yayımlanan ilk kitabım “Yaşasın Hayat!” da başlıktaki sloganla, genetik mirasın kader olmadığı iddiasıyla yola çıkmıştı. Ne iyi ki bu önemli slogan/niyet daha sonraki yıllarda yapılan sayısız araştırmalarla defalarca teyit edildi. Geldiğimiz son nokta ise tam olarak şudur: Kötü genlerle doğmuş olmamız o genleri susturamayacağımız/durduramayacağımız yani etkisiz bırakamayacağımız kısacası o kötü genlerin esiri olacağımız anlamına gelmiyor. Yaşam tarzımızda yapacağımız akılcı ve olumlu değişimler o genleri susturabiliyor. Bu önemli bilginin tam tersi de doğru. İyi genlere güvenip yan gelip yatmak da bedeni ve ruhu kötü ya da yanlış alışkanlıklarla hırpalamak da son derece hatalı bir yaklaşım şekli. Bu iki gelişmeyi yöneten organizasyonun adına “EPİGENETİK SİSTEM” deniyor. Peki, bu sistem ne yapıyor?

İYİ BİLGİ 2
EPİGENETİK: GELECEĞİN BELİRLEYİCİSİ

EPİGENETİK sistem genlerimizin aktivitesinin kontrolüyle ilgilenen yeni ve muazzam bir çalışma/araştırma alanı. Eğer epigenetik sırlar/şifreler doğru çözümlenebilirse bazı genlerin gerektiğinde aktivitelerini değiştirmek, “iyi genleri coşturup, kötü genleri susturmak” mümkün olabilecek. Zira deri hücrelerinde de beyin hücrelerinde de karaciğer, kalp, kemik hücrelerinde de aslında aynı DNA yapılanmasına sahibiz. Bu oldukça farklı işlevler üstlenen hücrelerin DNA’ları birbirinin kopyası, tıpatıp aynısı. Onları birbirinden ayıran, farklı kılan şeyse her birinde/her farklı doku ve organda DNA’daki farklı genlerin devreye girmesi, bazı genlerin susması, bazılarının da aktifleşmesi. Kısacası üzerimizdeki DNA’lar aynı ama epigenetik sistem sayesinde aynı DNA’lar kemik, kas, karaciğer, beyin, kalp ya da gözde farklı işlevler üstlenebiliyor. ÖZETİ ŞUDUR: “Annem ya da babam Alzheimer’dı, meme kanseriydi, şeker hastasıydı, beyin felcinden, kalp krizinden ölmüştü” diye üzülmeyi bırakın. Epigenetik modellemeyi öğrenip iyi genlerinizi coşturmaya kötü genlerinizi susturmaya bakın.

UNUTMAYIN
BESLENME ÇOK ÖNEMLİ

OKUYUNCA sizin de gülümseyeceğiniz hatta gülebileceğiniz enteresan bir cümleyle yazıya başlayalım: “Bugüne kadar bana aile üyelerimizden birinin beslenme düzenini soran tek sağlık uzmanı veterinerimiz oldu.(!)

Söz konusu cümleyi Dr. Michael Greger’in “How not to die/Ölmek ya da ölmemek” kitabından aldım. Dr. Greger diyor ki: “Bilginin demokratikleşmesiyle doktorlar artık sağlık konusundaki bilgileri tekellerinde tutan ‘sağlık bilgisi bekçileri’ olmaktan çoktan çıktılar.” Bence Dr. Greger haklı. Özellikle iletişim araçları bilhassa da sosyal medya yazılı ve sözlü basın sayesinde “güvenli ve basit hayat tarzı reçeteleri” söz konusu olunca herkes az çok bilgilendi. Dolayısıyla sadece beslenmede değil iyi hayatın pek çok alanında -uykuda, fiziksel aktivitede, stresle mücadelede- nasıl ve neler yapılması gerektiğini çoğumuz öğrendik. İyi de oldu. ABD’de yapılan bir ankete göre, doktor muayenehanesi ziyaretleri esnasında beş sigara tiryakisinden sadece birine sigarayı bırakması söylenmiş. Anlaşılan o ki sağlığınızı sadece biz hekimlere emanet etmeniz yeterli bir yaklaşım değil.

Sigarayı bırakmak için hekiminizin size bir şeyler söylemesini beklemenize gerek olmadığı gibi sağlıklı beslenmeye, güzel uyumaya, egzersiz yapmaya, stresinizi yönetmeye başlamak için de hekiminizin söyleyeceklerini beklemek zorunda değilsiniz.

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button