Sağlık

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Savaş Özbey: Bir söz var, “Ben yaptıklarımla değil, reddettiklerimle büyük starım” diye. Evet, bazen kabul etmediğiniz bir şey büyüklüğünüzün ölçüsü olabilir ama bu öyle bir durum değil bence. İçimde öyle bir his var ki, Serenay bu rolü oynamadığına üzülecek. Fragmandan sonra bu hissim daha da kuvvetlendi.
– Onur Baştürk: Çok kısa bir kesit olmasına rağmen Farah Zeynep tıpkı Bergen olmuş. Umarım filmin tamamında da öyledir. Öyle bir hayat hikayesi ki bu, iyi işlendiyse, klişelerden uzak durulduysa ve iyi bir sinema dili yakalandıysa global olarak seyirciyi yakalayacağına inanıyorum ben. Yurtdışı festivallerinde ödül alabilir, hatta Oscar adayımız bile olabilir, neden olmasın? Tüm bu “açılım” düşünüldüğünde Serenay Sarıkaya mutlaka bir “keşke” demiştir diye düşünüyorum. “Keşke ajandamda yer açsaydım ve bu rol ilk teklif edildiği zamanda olduğu gibi benim olsaydı”… 
– Orkun Ün: Serenay Sarıkaya “Bu işin altından kalkamam” diye falan mı düşündü acaba? Böyle bir iş kaçırılır mı! Ben tanıtımı sevdim, hatta duygulandım izlerken. Nasıl yakışmış Farah role değil mi? Bir de o kısa tanıtımda Bergen’in naifliğini gördüm ben, seyircisine saygısını iliklerime kadar hissettim. O göz bandına sim dökmesi, kollarındaki kezzap yaralarını şık aksesuvarlarla kapatması falan… Çok iyiydi çok.
– Ömür Gedik: Farah’lı tanıtım hem gizemli, hem hüzünlü hem de ışıltılıydı. Aynı Bergen’in hayatı gibi. Ben Serenay’ın yerinde olsam pişman hissederdim ama moralimi bozmamak için de bahaneler uydururdum kendime. Belki Serenay da öyle yapıyordur.

Savaş Özbey-Onur Baştürk-Ömür Gedik-Orkun Ün haftanın en çok konuşulan olaylarını masaya yatırdı…

Bülent Ersoy Mars’ta yaşıyor
Alışveriş yapmak için Nişantaşı’na giden Bülent Ersoy, evine dönmek için taksi bulamayınca ortalığı birbirine kattı. Yarım saat bekleyen ve kalabalığın ortasında kalan sanatçı, sonunda bağırarak üşüdüğünü ve yorulduğunu söyledi. Ünlü sanatçının yardımına İspark görevlileri koştu. Hızlı bir şekilde taksi bulundu. Ne diyorsunuz Diva’nın taksi krizine?

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Ömür Gedik: Ben bu işten hiçbir şey anlamadım. Bülent Ersoy’un şoförlü aracı nerede ki acaba? Aslında iyi ki de yokmuş diyorum, çünkü insanların neler çektiklerini ünlülerin ağzından öğrenmek daha iyi oluyor. Yankısı böyle olunca çözüme giden yol da açılır belki.
– Orkun Ün:
Bülent Hanım sonrasında bu konu üzerine konuşmuş ve “Bu ne biçim işmiş, ne olmuş bu taksilere” demiş. Eee biz İstanbullular neler çekiyoruz gördünüz mü Bülent Hanım? Ne yarım saati, ne 1 saati, yeri geliyor hiç taksi bulamıyoruz biz. O sarı taksiler artık bir mücevher değerinde biz İstanbullular için. Bulursak ve binersek, kendimizi zengin hissediyoruz, o derece yani!
– Onur Baştürk:
Bülent Ersoy’un Mars’ta yaşadığına bir örnek bu! Bir kere Nişantaşı’na girdin mi yılbaşı öncesi dönemde, çıkman mümkün değildir. İki, şehrin aylardır taksi problemi var. Bulman mucize gibi bir şey. Bir de üçüncüsü, koskoca Diva’nın köşede bucakta bekleyen bir Vito’su da mı yok? Taksi beklemesi çok saçma değil mi?
– Savaş Özbey: Geçenlerde aynısını Karaköy’de ben de yaşadım. Hakikaten akıl kaçırtıcı. Ama biz Diva gibi “Yoruldum, üşüdüm” diye bağıramıyoruz tabii sokak ortasında. Yakınlarda bir kere daha olmuştu böyle bir vakası. Paketler bilmem kaç taksiye mi sığmamıştı, ne. Her seferinde bir macera. Belli ki şehir trafiği taşıyamıyor Diva’nın alışveriş iştahını. Metrobüs falan deseniz, yok asla uğraşmaz kartla, Akbil’le. Alışverişe niçin şoförlü minibüsüyle gitmiyor ki?

Şimdi kadın popçular düşünsün
Bartu Küçükçağlayan, grubu Büyük Ev Ablukada’nın konserinde sahneye etekle çıktı. Sosyal medya da konuştu onu, ünlü isimler de. Sizin yorumlarınızı alalım…

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Savaş Özbey: Valla biz değil, sürekli sahne kıyafetleriyle gündem olan Hadise, Gülşen, Hande Yener, Defne Samyeli düşünsün. Gündem pastasına iddialı bir rakip geldi. Şimdiden bir sonraki degajesi/dekoltesi konuşuluyor Bartu’nun. Bence bu sefer yapay kürk olabilir. Yahut Hande Yener gibi yandan bağlı… Bir gün gülmekten öldürecek bizi.
– Ömür Gedik:
Etek giymeye cesaret eden erkeklere bayılıyorum. Bartu’nun her halini seviyorum zaten. “Erkek etek giyemez” diye bir kural mı var? Axl Rose de kilt giyerdi, ona da hayran hayran bakardım. Ben erkekte etek seviyorum sanırım.
– Orkun Ün: Ben sevmedim dersem taşlanır mıyım? Olmamış. İrite edici geldi bana, sakil durmuş. “Özgürlük” diyoruz tamam, “Karışmayın insanlara” diyoruz o da tamam ama bazen abartılıyor. Bu o abartı hareketlerden biri olmuş bence. Erkekler giymesin etek falan kardeşim. O kadar da değil.
– Onur Baştürk: Sahnede her kostümü giyersin. Sahne şov yeri sonuçta. Orada kalıplar yoktur. Hande Yener ve Gülşen’in kostümlerini konuşup durmuyor muyuz sonuçta? Bu yüzden yakıştırdım, bence güzel olmuş. Bacakları da düzgünmüş Bartu’nun. Bir tek eteğin rengi aşırı fosfor. Herhalde özellikle seçmişler. 

Tanıtım değil
içerik önemli
Cem Yılmaz, dijital platformda yayınlanacak “Diamond Elite Platinum Plus” gösterisi için hazırlanan reklam filminde “The Witcher” oldu. Sosyal medyadaki yorumlara bakılırsa, reklamı komik bulmayan çok kişi var. Sizce nasıldı?

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Onur Baştürk: Güzel olmuş aslında. Özellikle binaya girdiği ilk anlar. Sonra biraz kabak tadı veriyor tamam ama bir hoşluk olmuş. Her şeyi de “Komik olmamış, peh!” diye eleştirmenin anlamı yok… 
– Orkun Ün: Evet, komik değil tanıtım ama sanırım amaç da komik olması değildi. Bırakın da tanıtım komik olmayıversin. İlla eleştirecek bir şey arıyoruz bu tip işlerde biz. Tanıtım beni çok ilgilendirmiyor. Gösteriyi seyredelim, komik mi değil mi, zekamızı zorlayacak espriler var mı yok mu onları tartışalım.
– Ömür Gedik: “Cem’e artık gülmüyorum” diyen gösterisine bir gitsin de sonra konuşsun. İyi ve kaliteli olanı eleştirmek yeni dönemin modası herhalde. Ayrıca tanıtım filmi de ince ayrıntılarda hayli zekice yazılmış. Geliyor gelmekte olan, bekleyin ve görün diyorum. Sonra konuşalım.
– Savaş Özbey:
Neresinden baksanız emektir, özendir, bir etkinliği duyurmak için butik bir gayrettir, takdir etmek gerek tabii.

Yeni yıla bombayla giren o yıldan bombayla çıkar
2021’i Çeşme’de Oğuzhan Koç’la karşılayan Demet Özdemir, ilişkileri ortaya çıkınca gazetecilere “Yeni yılın aşk bombası dersiniz artık” diye espri yapmıştı. İkili, 2022’ye kısa bir süre kala yollarını ayırdı. “Yeni yılın ayrılık bombası” diyebilir miyiz şimdi?

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Orkun Ün: Eee yeni yıla bombayla giren, o yıldan bombayla çıkar! Mı dememiz lazım şimdi? Şaka bir yana, üzüldüm ben Demet’le Oğuzhan’ın ayrılığına. Oysa Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni’nde çok yakından görmüştüm, nasıl da mutlu ve birbirleriyle gurur duyan halleri vardı. Aralarında ne olduysa hızlı ve beklenmedik bir şekilde olmuş gibi. Çünkü benim 3 hafta önce gördüğüm o saygı, o sevgi, o gurur duyma hissi öyle hemen yok olacak bir şey değil. Olmamalı.
– Ömür Gedik: Beklenen bir ayrılıktı bence. Nedense çevremde kimse ilişkilerinin bu kadar süreceğini bile tahmin etmiyordu. Her ikisi de kariyerlerinde başarılı isimler. Bu ayrılığı unutup yollarına devam edeceklerdir.
– Savaş Özbey: Çok uzun süre sakladılar, reddetmek, yalan beyanat vermek zorunda kaldılar, bu uğurda arkadaşlarından, dostlarından oldular, uzun ve zor bir bedel ödediler bu aşk için. Bu kadar çok şeye katlanılan bir ilişkinin bir yılda bitmesi beni şaşırttı. Daha uzun soluklu olacağını düşünürdüm.
– Onur Baştürk: Geçen yıl tam da bu zamanlar, Alaçatı’daki The Stay Otel’de paparazzilerin onları çektiği gün oradaydım. Neye uğradıklarını şaşırmış ve panik olmuşlar, sonra da üzerlerine bir rahatlık gelmişti. 1 yıl sonra şimdi ne oldu ne bitti bilmiyorum aralarında ama barışırlar gibi geliyor bana… 

Yaş farkı olan
kadın ve erkek
dost olamaz mı?

Kendisinden yaşça büyük iş insanı Haldun Demirhisar’la görüntülenen Aleyna Tilki aşk iddiasını yalanladı. Işın Karaca, o haberi sosyal medyada paylaşarak altına şöyle yazdı: “Susayım diyorum. Sonra ekrandaki kız çocuğunun zavallılığını görünce utançtan içim çekiliyor! Allah’ım sen kimseyi evladının cehaleti ile sınama.” Aleyna Tilki’nin annesi Havva Öztel, bu sözlere tepkisini “O da bir anne” diyerek dile getirdi. Ne diyorsunuz bu polemiğe?

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Ömür Gedik: Işın, Aleyna’nın muhabirle olan diyaloğuna mı delirdi, yoksa son aşk dedikodusu için söylediklerine mi onu tam anlayamadım. Her ikisi de olabilir diye düşünüyorum. Aleyna’nın annesi üzülmüştür tabii. Sonra belki Işın da üzülmüştür onu üzdüğüne.
– Onur Baştürk: Ortada bir aşk yok, dostluk var. Aralarında yaş farkı olan kadın ve erkek dost olamaz mı? Çok saçmalıyoruz bazen. İki taraf da bunu açıklamışken Işın Karaca neden topa girmiş, onu anlayamadım. Ne alaka? Her konuda bir görüş belirtmesek yahu…
– Savaş Özbey:
Haklı olabilir. Ama bazen haddinden sert oluyor Işın Karaca. Şarkı yaptığını açıklayan Merve Boluğur’a da “Bir sen eksiktin” demişti, hatırlarsanız. Aleyna’ya hiddeti ilk kez değil. O böyle var gücüyle, en çatal kelimelerle, kanırta kanırta Aleyna’ya yüklenince kızcağızı arkanıza saklamak istiyorsunuz. Bendeki algısı budur.
– Orkun Ün: Olay ne ara Aleyna Tilki ve Haldun Demirhisar’dan çıktı da Aleyna’nın annesi ile Işın Karaca’ya geldi! Anlamak zor gerçekten… Burada krizi yönetememe durumu var. Aleyna panik, Haldun Bey “sanatın çıtasını yükseltmek için buluştum Aleyna ile” açıklamasıyla komik.
E hâl böyle olunca annesi girdi devreye Aleyna’nın, “Kızımın arkadaşı Haldun Bey” dedi. İşte bu paniklik ve komiklik halleri Işın Karaca’yı çıldırttı sanırım. Hak vermiyor da değilim Işın’a…

Bravo Demet!
Gaziantep’te pitbull saldırısına uğrayan 4 yaşındaki Asiye’nin babası Hüseyin Ateş işten atıldı. Aile oturdukları evden de çıkarıldı. Demet Akalın, ailenin 1 yıllık ev kirasını ödemek istediğini açıkladı. Ünlü şarkıcının bu duyarlılığı hakkındaki düşüncelerinizi alalım…

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Savaş Özbey: El clasico: Sosyal medyayı çok iyi takip ediyor, herkesten önce harekete geçiyor, farkındalık yaratıyor. Hiç şaşırmadım. 100 üzerinden 100 aldığı bir huyu, güzel bir hasleti Demet Akalın’ın.
– Ömür Gedik: Evet, ben de Demet Akalın’ın bu hallerini seviyorum. Gündemi iyi takip ediyor, yardımını da esirgemiyor.
– Onur Baştürk: Yerinde ve hızlı bir duyarlılık. Dramatik olmadan, imdada yetişmek budur. Bravo Demet!
– Orkun Ün: Asiye’nin babası haksızlığa uğradı. Hem kızı ağır yaralandı hem işinden edildi Hüseyin Ateş. Utanın utanın! Bir babaya çektirdiğiniz çileye bakıp sokakta yürüyemeyecek kadar utanın. Neyse… Zaman zaman kızıyoruz biz Demet Akalın’a ama hakkını verelim bu konularda çok vicdan sahibi. Helal olsun valla. Yalnız bırakmadı, ailesine karşı yüzünü yere eğdirmedi Hüseyin Bey’in.

Onu bunu bilmem
ben teyze oluyorum
“Cinsiyet öğrenme partisi” akımına Hande Soral ve İsmail Demirci de katıldı. Çift, doğacak bebekleri için cinsiyet öğrenme partisi düzenledi. Oğulları olacağını öğrenen ünlü çiftin partisini nasıl buldunuz?

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Onur Baştürk:
Duyduğum en saçma şey bu herhalde. Cinsiyet öğrenmenin partisi mi olur? Kız ya da erkek ne fark eder, sağlıklı olsun yeterli. Ne yapacağını bilememezliğin daniskası bu. Bir de sanki o anda öğreniyorlar cinsiyeti! Sürpriz de değil… 
– Savaş Özbey: Cinsiyet önemli bir şey bebekte, isim verme gibi aşamalar biraz ondan sonra başlıyor. Doğacak çocuklarıyla ilgili önemli dönemeçleri sevdikleri insanlarla kutlamaları güzel bir şey. Adına ne derseniz deyin, bu tür etkinlikler de vesile oluyor işte. Keşke diş buğdayı gibi kendi adetlerimizi de unutmasak.
– Ömür Gedik: Onu bunu bilmem, ben teyze oluyorum! Seray (Sever) ve Eray’ın (Sünbül) ikizleri oluyor, o kadar mutluyum ki. Seray çok istiyordu anne olmayı, bu bebek haberi havalara uçurdu hepimizi. Hande ve İsmail’i de tebrik ediyorum. Cinsiyet öğrenme partilerine ise sempatiyle bakıyorum. Hem eğlenceli hem de heyecanlı. Benim anne olduğum zamanlarda yoktu, olsa kesin ben de yapardım.
– Orkun Ün: Ben daha bu partilerde çıtayı yukarı taşıyan bir isim göremedim ya da hatırlamıyorum. Ki hatırlamadıysam da gerçekten görememişimdir. Hep aynı senaryo; balon patlat, pasta kes, içinden çıkan renge göre alkış… Bunun da diğer partilerdenfarkı yoktu. Ama tebessüm ettirdi beni seyrederken. Oğullarıyla onlara bir ömür mutluluklar diliyorum. Tabii son haftanın bir başka güzel haberi de Seray Sever’in hamilelik haberi. Çok temiz kalpli biri Seray, umarım sağlıkla kavuşur yavrularına!

Şahane fikri alkışlayacaklarına şikayet etmişler
Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz’ın yazısından öğrendik; Sakarya’da bir lisede düzenlenen “Roman Kahramanları Günü” etkinliği, Milli Eğitim Bakanlığı’na şikayet edilmiş. Şikayette “Milli Eğitim’in amacı ortalama TC vatandaşı yetiştirmektir” ifadeleri de kullanılmış. Yorumlarınızı alalım…

Böyle iş kaçırılır mı Serenay Sarıkaya

– Ömür Gedik: Roman kahramanları o eser sinemaya uyarlandığında nasıl kanlı canlı olarak karşımıza çıkıyorsa, burada da aynı şey hedeflenmiş. Şahane fikri alkışlayacaklarına şikayet etmelerine inanamıyorum gerçekten. Şikayette yazanın tam tersine; ortalamanın üzerinde TC vatandaşı yetiştirmek hedeflenmeli.
– Savaş Özbey: Ortalama TC vatandaşının roman okumaması mı gerekiyor, anlamadım ki. “Çalıkuşu Feride” ya da “Eugenie Grandet”nin kime zararı olabilir? Ne güzel öğrenciler seçtikleri romanın kostümlerini, dekorlarını hazırlamışlar, söyleşilerini yapmışlar. Bu işi organize edip bir festivale çeviren edebiyat öğretmeni Ercan Yılmaz’ı şikâyet değil, tebrik etmek lazım.
– Orkun Ün: “Hadi oradan” diyelim hep birlikte. Şikayet edenlere karşı “Hadi oradan” diye bağıralım. Yani şikayet edersin de mantıklı bir gerekçeyle edersin değil mi? Bu nedir Allah aşkına? Ayrıca bu etkinliğe bayıldım ben. Dünya klasiklerindeki karakterleri, o klasiklere damga vuran, filmleri yapılan kahramanları canlandırmış liseli öğrenciler. Yaptıkları festivalin hikayesi var a cahiller. Neyini beğenmediniz acaba? Ne rahatsız etti sizi?
– Onur Baştürk: Valla liselilerin Roman Kahramanları Günü etkinliği fotoğraflarına baktım. Çok yaratıcı bir etkinlik olmuş, düzenleyen öğretmeni tebrik ederim. Şikayet dilekçesinde bahsi geçen, “MEB’in amacı ortalama Türk vatandaşı yetiştirmektir” ibaresine de katıla katıla güldüm. Yahu alt tarafı eğlenmiş çocuklar, ayrıca niye ortalama olsun herkes? Roman okumamışların “hayal güçsüzlüğüyle” karşı karşıyayız her daim. Liseliler erkenden öğrenmiş oldu…

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir. Gərəkli sahələr * ilə işarələnmişdir

Back to top button