Gündem

BİR SORUDAN FAZLASI | Karnındaki torunuma iyi bakıyor musun?

Kayınvalidelerin hamilelik döneminde gelinlerinin yediğini içtiğine, giydiğine gezdiğine karışma durumu sadece ülkemizde yaşanıyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Avrupa’dan Amerika’ya dünyanın her yerinde bebeklerini dünyaya getirmek için gün sayan anne adayları bu olguyla karşı karşıya kalıyor.

The Washington Post’un Güzin Abla’sı Carolyn Hax’a yazan bir okur, kayınvalidesi ile yaşadığı diyalogu şu sözlerle anlatmış:

“Kayınvalidem ile her zaman sıcak bir ilişkimiz oldu ama hamile kaldığımdan beri, bana her zaman olduğundan daha farklı davranıyor. Karnımdaki torununun taşıyıcısıymışım gibi…

Mesela kocama hâlâ işi ile ilgili sorular soruyor ama bana sadece doktor randevuları soruluyor. Örneğin dün akşam, yemek için ne yaptığımızı sordu ve ben ‘Tayland yemeği’ cevabını verdim. Buna karşılık cevabı ‘Bebek onu istediği müddetçe tabii’ oldu. Ben sadece güldüm ve ‘Kırmızı köri isteyenin sadece ben olduğumdan oldukça eminim’ dedim.

Bu tarz yorumlar yapmaya devam ederse başa çıkmak için ne yapmalıyım?”

Bunlar ABD’de yaşayan bir anne adayının serzenişleri. Peki ya ülkemizdekiler? Hem onlara hem de gelinlerine akıl veren babaannelere kulak verdik…

SANKİ BEBEĞİN TAŞIYICI ANNESİYİM

P. K. (27)

“Eşimin annesini çok severim, kendi annem olmadığı için onu hep annemin yerine koydum ve aramızda hiç sorun yaşamadık. Ta ki onlara torun haberini müjdeleyene kadar. O günden sonra sanki ben küçücük bir kız çocuğuymuşum gibi davranmaya başladı ve sürekli hamilelik döneminde yapılacaklar ya da yapılmayacaklar konusunda ültimatomlar vermeye başladı. İlk zamanlar ‘İlk torun heyecanından yapıyor’ diye düşünüp sesimi çıkarmadım ama artık ipin ucu biraz kaçtı. Dışarı çıkmak istiyorum ‘Yalnız çıkma’ diyor, akşam arıyor ‘Erken uyu’ diye tembih ediyor, her gün ne yedim ne içtim liste istiyor. Sanki karnımdaki bebek benim bebeğim değil de ben onun taşıyıcı annesiyim gibi davranmaya başladı. Ben bilmiyor muyum hamileyken ne yenip ne yenmeyeceğini? En son bunu ona kibarca söyledim ama yeni neslin bu konuda bilinçsiz olduğunu, büyüklerin tavsiyelerini dinlemenin doğru olduğunu, bana verdiği öğütlerin altın değerinde olduğunu fısıldadı kulağıma. Kalbini kırmak istemediğim için daha sert konuşamıyorum ama böyle giderse bebek doğduktan sonra çok büyük tartışmalar yaşayacağız gibi görünüyor.”

ANNELİK ÖYLE KİTAPLARDAN ÖĞRENİLMEZ

N. B.(57)

“Benim gelinimle aram iyi aslında, onu hep koruyup kolluyorum, yemek yapıp götürüyorum, ev işlerine bile yardımcı oluyorum. Kendi kızlarımdan ayırmıyorum. Hamile olduğunu öğrendiğim andan itibaren de üstüne daha çok düşmeye başladım. Ama ne desem ne yapsam yanlış anlıyor, işine karışmamı istemiyor. Nasıl karışmayayım, onun bildiği konular değil ki… İlk hamileliği, daha çok toy, ne yapması gerektiğini bilmiyor. Ben de tecrübelerimi onunla paylaşmak doğru olanı göstermek istiyorum.

Ben, ‘Üşütme, yemene içmene dikkat et, ilk aylarda ağır kaldırma, fazla hareket etme’ dedikçe sanki inadına yapar gibi benim dediklerimin tersini yapıyordu. Hamilelik dönemi ile ilgili kitaplar okuyormuş, doktorların dediklerini dinliyormuş, doğrusunu öğreniyormuş. Annelik öyle kitaplardan öğrenilmez, anne olanlardan öğrenilir. Ama anladım ki bizim tecrübelerimizin hiçbir önemi yok. Ben de artık tavsiye vermeyi bıraktım, kendimi tutabildiğim kadarıyla sessiz kalıyorum. Ama bebek doğunca göreceğim ben onu. ‘Anne yardım et’ diye arayacağı o günü bekliyorum”

‘YA ANNEN YA BEN DEDİM’

I.T. (32)

“Benim kayınvalidem bizden farklı bir şehirde yaşıyordu ama hamileliğim boyunca 4-5 sefer geldi ve uzun uzun kaldı. Ben zaten aynı evin içinde kendi ailemle bile uzun süre yaşayamayan bir insanım. Bir de bana müdahale edilmesinden ve işime karışılmasından hiç hoşlanmam.

Hamileliğim boyunca ‘Ben oğluma hamileyken şunu yedim, bunu içtim, bunu yaptım’ hikayeleri dinlemekten fenalık geldi. Mesela ayaklara sürekli çorap giyilmeliymiş yoksa çocuk gazlı olurmuş, karnımı iyi örtmeliymişim, yüksek belli iç çamaşırlar giymeliymişim. O karnını ince bir şal bile olsa hep onunla örtermiş, benim de yaz günü sürekli karnıma bir şey örterdi. Ben de sıcağı hiç sevmem…

Hamileliğimin sonlarına doğru iyice tahammülüm azalmıştı. Bir gün bir hışımla çekmiştim örtüyü üzerimden ve yere fırlatmıştım. Üstüne eşimle de tartıştık. Hep çevremden duyup kızardım ama maalesef ben de ‘Ya annen ya ben’ cümlesini kullandım. Ondan her telefon geldiğinde yüreğim ağzıma geliyordu, her geldiğinde de eşimle aram açılıyordu.

Hamileliğim sona erdikten sonra da aynı gereksiz ilgi ve her şeye karışma hali devam etti. ‘Böyle emzir, şöyle ayağında salla, sırtına bez koy, ayağına çorap, eline eldiven’ derken ben kafama huni geçirecek kıvama geldim. Çocuk sahibi olmanın en zor yanı ne diye sorarsanız size yanıtı çok net ‘Kayınvalidenizi memnun etmeye çalışmak’ diyebilirim.”

KARNIN ÇOK KÜÇÜK, ÇOCUK MİNYON OLACAK

M.S. (44)

“Benim kayınvalidem ile her zaman çok mesafeli bir ilişkim oldu. Farklı şehirlerde yaşadığımız için şanslı hissederdim kendimi. Ne zaman ki ailelerine yeni bir veliaht katılacağının haberini aldı, kadına bir şeyler oldu. Hiçbir zaman ‘Bize gelin sizi çok özledim’ demeyen kadın dillendi, bizi de daha fazla ziyaret etmeye başladı. Aslında öyle çok konuşan, karışan bir kayınvalide değil ama hamileliğim boyunca sürekli aynı şeyleri söyleyip durdu. Yanımıza geldikçe ‘Karnın bu aya göre çok büyümemiş, az mı yemek yiyorsun?’ diyordu. Gelemediği zamanlarda ise uzaktan sinir etmeye devam ediyordu: ‘Karnın büyüdü mü? Doktor normal diyor mu? Sanki fazla büyümüyor, bu çocuk minyon tipli olacak…”

Gerçekten de 40 kere söyledi ve minyon bir bebeğim oldu. Doğuma geldiğinde de bebeği ilk gördüğünde söylediği şey ‘Ben dedim minyon tipli küçük bir şey olacak diye’ cümlesiydi. Üstünden yıllar geçti hala torununu gördüğünde ‘Azıcık yemek ye, gelişememişsin’ diyor. Çocuğum da aynı benim gibi bu muhabbetten nefret ediyor ve babaannesinin geleceğini ya da ona gideceğimizi duyduğunda kaçacak delik arıyor.”

VEJETARYEN OLDUĞUM HALDE ET YEDİRMEYE ÇALIŞIYOR

G. A. (32)

“Kayınvalidem aşırı et yiyen biri. Marulun içine bile et koyuyor, etsiz bir gün bile geçirmiyor. Eşim de haftada 4-5 kez et tüketiyor ama onun kadar müptelası değil. Hatta haftada iki güne düşürmeye çalışıyor. Ben çok uzun süredir et tüketmiyorum ve sebze ağırlıklı besleniyorum. Ama evlendiğimizden beri eşimin ailesi ile her bir araya geldiğimizde benim kırmızı et tüketmemem konuşuluyor. ‘Bir dene seversin’ diyorlar sanki hiç ağzıma sürmemişim gibi. Her seferinde onlardan dönerken eşimle tartışıyoruz. Saygısızlık yapmak istemiyorum ama onlar benim kararıma saygı duymuyor diye daha da sinirleniyorum.

Neyse, iyi kötü böyle idare ediyorduk ama hamile kaldıktan sonra işler daha da kötüleşti. Kayınvalidem bir bebek beklediğimizi duyduğundan itibaren, ‘Nasıl beslenecek bu çocuk?’ demeye başladı. Sanki dünyadaki tek besin kaynağı etmiş gibi… Sırf içi rahatlasın diye doktor randevularından birine onu da götürdük eşimle, ama onun kendi doğrusu var ve bir türlü başka fikre ikna olmuyor.

Sürekli “Kendime iyi bakmıyorsun, şimdi de bebeğini zayıf bırakacaksın. Et yemezsen ileriki aylarda bebeği taşıyamazsın, hasta olursun” gibi cümleler duyuyorum. Bu zamana kadar bir derece sabrettim ama bana ‘Sen iyi anne değilsin, bebeğinin sağlığını düşünmüyorsun’ mesajı vermeye çalışması beni çileden çıkarıyor. Daha hamileliğimde bunu yapıyorsa çocuğum doğduktan sonra neler yapacak kim bilir.

Eşimle konuştum bu konuyu. ‘Annenle bebeğimizi hiçbir şekilde yalnız bırakacağım bir ortam olmayacak bunu baştan söyleyeyim’ dedim. Onun için et öyle mühim bir şey ki sadece anne sütü alan bebeğe bile gizli gizli et yedirmeye çalışsa şaşırmam. Beni çok zor günler bekliyor, fırtına yaklaşıyor farkındayım ama elim kolum bağlı beklemedeyim.

BU DURUMLA NASIL BAŞ EDİLEBİLİR?

Bunlar, bu konuda sorun yaşayan gelinler ve kaynanaların aralarında geçen diyaloglardan birkaç örnek. Pek çok ailede bu tarz tartışmalar yaşanıyor.

Peki, sakin ve stressiz geçmesi gereken hamilelik dönemi boyunca bu durumla baş edebilmek için ne yapmak gerekir? Annesi ile eşi arasında kalan baba adayı nasıl davranmalı?

Uzman Klinik Psikolog ve Aile Danışmanı Dilara Sayar aile huzurunu bozmadan bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmanın yollarını anlattı…

Sayar, bazı evliliklerde çiftlerin en büyük tartışma konularının gelin-kayınvalide anlaşmazlıkları olabildiğini, eşler arasında her şey yolundayken, gelin ve kayınvalide anlaşmazlıklarının çift terapisine başvuru sebebi olabildiğini söyledi. Evliliğe hamilelik sürecinin eklenmesi ile anlaşmazlıkların daha da artabileceğine dikkat çeken Sayar, kayınvalidelerin bu davranışının altında yatan olası nedenleri şöyle sıraladı:

“Kayınvalideler, bazen geçmiş olumsuz yaşantıları (bebek ya da torun kaybı gibi), bazen oğullarına ait her şeyi kontrol etme kaygısı, bazen de gelinlerine dair sevgisiz ve güvensiz bakış açıları nedeniyle gelinlerinin hamilelik dönemlerine oldukça müdahaleci davranabilir.

‘Torunuma iyi bak, o bizim ailemizin geleceği.’ 

‘Öyle çok gezme, torunuma zarar vereceksin.’

‘Her ay kontrole mi gidilirmiş, bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler.’

‘Onu yeme, torunumun midesi bozulur. Bunu giyme, torunum içeride bunalır.’

‘Kitap okuyarak anne olunmaz, her okuduğuna inanma, benim dediklerimi dinle sen.’

‘Sen bilmezsin, daha önce anne mi oldun sanki, bak ben aslan gibi evlatlar büyüttüm.’ gibi cümleler hamile gelinlerin kayınvalidelerinden sıkça duydukları psikolojik olarak zorlayıcı cümlelerden bazıları.”

Kötü niyetli olmasa da, anne olmaya hazırlanan bireyler için bunun oldukça yoğun bir baskı içerdiğinin altını çizen Sayar, bu tarz iletişim diline sıklıkla maruz kalan hamile bireylerin mutsuz, gergin, öfkeli ve her an yanlış bir şey yapacağını düşünecek kadar kaygılı olabileceğini, kontrol edilemeyen ölçüye ulaşan olumsuz duygulanımların anne ve bebek için stres yarattığını sözlerine ekledi.

Hamilelikte yaşanan stres kanda adrenalin ve kortizon hormonları salgılanmasına neden olur. Bu hormonlar annenin psikolojisine, bebeğin beyin gelişimine zarar verebilir. Hatta yapılan son araştırmalar anne karnında strese maruz kalan bebeklerin doğum sonrası beslenme ve uyku problemleri yaşadıklarını gösteriyor.

Dilara Sayar, hem bebek hem anne hem de evlilik huzuru için, önerilerini şöyle sıraladı:

Eğer kayınvalideniz tarafından rahatsız olduğunuz tutumlara maruz kalıyorsanız ona açık olun. Sakince rahatsızlığınızı dile getirin. İyi niyetini görebildiğinizi ancak cümlelerinin sizde yarattığı olumsuz duyguları söyleyin.

— Eğer dile getirmenize rağmen yaşantılarınızda değişiklik olmuyorsa, eşinizle durumu paylaşın ve destek isteyin. Eşinizin annesine karşı tavrı, sürecin sağlıklı ilerlemesine yardımcı olabilir.

— Konuyu kapatmaya, günü kurtarmaya, kayınvalideyi bir şekilde idare etmeye çalışmak yanlıştır. Bu yaklaşım süreci daha da zorlaştıracak ve hamilelikte başlayan müdahaleler doğum sonrası da artarak devam edecektir.

— Eşlerin yapması gereken karısı ve annesi arasında denge olmak ya da iki tarafı da idare etmeye uğraşmak yerine birlikte açıkça konuşulabilecek sağlıklı bir ortam yaratmaktır.

— Çiftin müdahaleci annelerine karşı “Bizim artık ayrı bir hayatımız var, bir bebeğimiz olacak, onun her sorumluluğu bize ait, sizin tecrübelerinize her zaman ihtiyacımız var ancak her konuda dediklerinizi yaparsak biz anne-baba olmayı öğrenemeyiz” mesajını vermeleri gerekir.

— Eğer tüm çabalara rağmen, kayınvalide kendini değiştiremiyorsa o zaman tavrının esas sebeplerini anlamak ve çözümleyebilmek adına terapi desteği alması sağlanabilir. Gerekli durumlarda gelin ve kayınvalide ile birlikte görüşmeler de yapılabilir.

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button