Gündem

BİR SORUDAN FAZLASI | Düğünde takılan altınlar kimin olacak?

Yeni evli çiftlere düğün masraflarını ödemede destek olmak amacıyla pek çok kültürde olduğu gibi bizim ülkemizde de nişan ve düğünlerde takı adeti var. Mutlu günlerinde çiftlerin yanlarında olan akrabaları, arkadaşları bütçelerine göre altın ya da para takar ama maalesef düğünlerde takılan bu takılar bazen düğün esnasında bazen de düğün sonrasında problemlere neden olabiliyor.

Medyaya yansıyan haberler buzdağının sadece görünen yüzü… Düğün takıları ile ilgili sorun yaşayan o kadar çok insan var ki… Hikayeleri onların ağzından dinleyince şaşkınlığa uğradık. Takı krizi yaşayan kişilerle konuştuk ve konunun hukuki boyutunu Avukat Bilal Çelik’e sorduk.

Öncelikle takı meselesi yüzünden kavga eden ve düğünden hemen sonra boşanan bir çiftin basına yansıyan hikayesi ile başlayalım.

DÜĞÜNDE TAKILAN TAKILAR PAYLAŞILAMADI, KAN AKTI

Geçtiğimiz yılarda dünya evine giren doktor çiftin düğününde, aileler arasında takı kavgası yaşandı. Kavgada gelinin babası; damadı, damadın babasını, annesini ve kız kardeşini silahla yaraladı.

DHA’nın haberine göre; yapılan düğünde takı paylaşımı nedeniyle ufak bir tartışma yaşandı. O gün konuyu kapatan aileler, birkaç hafta sonra yeniden bir araya geldi ve yine aynı konuda tartışma çıktı. Gelinin babası öfkesine hakim olamayıp silahı ile damadın ailesinden 4 kişiyi yaraladı.

Verdiği ifadede “Düğünde takılan altınları, damadın ailesinin istediğini öğrenince, görüşmeye giderek, ‘Altınlar kızımda kalsın’ dedim. Bir anda üzerime doğru yürüdüler. O sırada silahımla ateş ettim” diyen gelinin babası cezaevine gönderildi, yeni evliler ise karşılıklı boşanma davası açtı. Gelin, 500 bini manevi toplam 950 bin lira; psikolojik şiddete maruz kaldığını öne süren damat ise 250 bini manevi toplam 500 bin lira tazminat talep etti.

‘EŞİMİN AİLESİ DÜĞÜNDE TAKILANLARIN HEPSİNİ ALDI’

Düğünde takılan takıların kimde kalacağı konusu kadın forum sitelerinde en çok konuşulup tartışılan konulardan biri. İşin içinden çıkamayan bazı kişiler ise bu konuda eş dost tavsiyesine ihtiyaç duyuyor.

Örneğin Güzin Abla’ya yazan 5 aylık evli bir kadın, düğünde takılan takılar yüzünden yaşadıklarını şu sözlerle anlatıp içini dökmüş:

“Çok severek evlendim. Ev eşyalarını eşimle beraber aldık ve halen borçlarını ödüyoruz. Maddi açıdan zor durumdayız. Ailesi ‘Düğünde takılanlar sizin’ dediği halde, ne takıldıysa hepsini aldılar. Sadece 2 tane bileziği bana verdiler. Fazla tepki göstermedim ama eşim de ben de çok şaşırdık.

Sadece ‘Böyle olacağını bilmiyorduk. Bizim çok borcumuz var, bunlarla kapatırdık’ dedim.

Ezildiler büzüldüler, bir şey diyemediler. Onların da çok borcu var ve halen de devam ediyor. ‘Aydan aya size yardım edeceğiz. Sonra o bilezikleri yerine koyup tekrar sana vereceğiz’ dediler…

Ama 5 ay oldu, bize bir kere bile yardım etmediler. Hata bu arada bizden para istediler. İstediklerinde de para veremedik. Yine ılımlı davrandım. Eşim, ‘Para yetiştiremiyoruz’ deyip ailesini susturdu. Zaten iki bilezikten birini satmıştım. Annemin taktığı iki bilezik de borçlara gitti.

Eşimin ailesi hâlâ bizden yardım bekliyor. Allah’tan farklı şehirlerde oturuyoruz.

Aslında eşimin ailesi çok sevecen insanlar ama bizi saf buldular sanıyorum. İçim halen kırık. Evlendiğimizden beri borç ödemek zorunda kaldık onlar yüzünden konuşmayı düşünüyorum. Takılan bilezikleri, altınları ve paraları, bize geri vermelerini ya da ev almamız için yardım etmelerini isteyeceğim onlardan. İkisini de yapamazlar gibime geliyor, durumları yok. Ne yapayım, bilemedim. Kimseye de bir şey diyemiyorum, ‘Sen nasıl sustun’ diyecekler.”

İşte kapalı kapılar ardında dönen takı meseleleri yüzünden problem yaşayan ailelere birkaç örnek daha…

PERİ MASALI GİBİ DÜĞÜN, KILIÇ KALKAN EKİBİ İLE BOŞANMA

E. D. (61)

Oğlum ve eski eşi birbirlerini çok severek peri masalı gibi bir düğünle evlendiler. Tek çocuğumuz olduğu için biz de hiçbir masraftan kaçınmadık, düğünü en güzel şekilde yapmak için kredi çektik.

Yaklaşık bir yıl sonra aralarında soğuk rüzgarlar esmeye başladı. Sürekli kavga ediyorlardı ama biz “Yeni evliler, zamanla düzelir” diye düşünüyorduk. Oğlum bir gün bize gelip boşanmak istediklerini söyledi. Tabii ki çok üzüldük ama kararına saygı duyduk. Bir müddet ayrı yaşayalım diye karar verdikleri için gelin annesinin evinde kalmaya başlamış. Yaklaşık bir ay kadar böyle yaşadılar ama olaylar bundan sonra çirkinleşmeye başladı. Bir gün oğlumu arayıp “Bu hafta sonu eve gelip bazı eşyalarımı alacağım evde olma lütfen” demiş, oğlum da “Tamam” deyip evden çıkmış. Kızın eve gelip düğünde takılan altınları aldığını anlaması ise bir haftayı bulmuş. Meğer o gün boşanma esnasında altınları paylaşmak zorunda kalabilir diye kendini garanti altına almak için düğünde takılan her şeyi almaya gelmiş.

Zaten kanunlar gereği düğünde takılan altınların çoğu kadının oluyor bildiğimiz kadarı ile ama bu davranışı hiç hoşumuza gitmedi. Yangından mal kaçırır gibi eve girip altınları almak ne demek?

Eşim çok sinirlendi ve kızın babasını aradı, kızının çok yanlış bir şey yaptığını söyledi. Karşı taraf “Siz daha durun, eşyaları da alacağız” deyince olay iyice alevlendi. O güne kadar “Aman çocukların işine karışmayalım” diye sessiz sakin bekliyorduk ama diğer taraf çoktan kılıç kalkanını kuşanmıştı.

Mecburen biz de bu sürece dahil olduk. “Bu sizin olsun, bu bizim” muhabbetlerinde eşimle o kadar utanıyorduk ki altınlarla ilgili tek kelime bile etmedik. Sonuç olarak tüm altınları onlar aldı, beğenmediği birkaç eşyayı da lütfedip oğluma bıraktı. Onca borçla emekle evlendirdiğimiz oğlum bir yatak odası takımı, iki de kanepe ile hayatına kaldığı yerden devam etmeye çalıştı.

O sıkıntılı günler geride kaldı ama bu olay oğlumu çok etkiledi. Bir daha asla evlenmek istemiyor, biz de “Torun sevemeyeceğiz” diye üzülüyoruz. İnşallah bu fikrini değiştirecek biri çıkar karşısına, tek temennim o…

‘KAYINVALİDEM AKRABALARINA ALTINLARI DAMADA TAKIN DİYE TEMBİH ETMİŞ’

H. İ. (35)

Ben eşimle evlenirken hiç düğünde takılacak takılar konuşunda konuşmamıştık. Şimdiki aklım olsa evlenmeden konuşacağım ilk konulardan biri olurdu ama bizde hep “Altınlar gelinindir” düşüncesi hâkim olduğu için konuşma gereği duymadım.

Düğünümüz için hem benim ailem hem de eşimin ailesi bize destek oldu. Biz de kendi birikimlerimizden harcadık, ayrıca kredi çektik. “Nasıl olsa düğünden sonra gelen altınların bir kısmı ile ödemeleri rahat rahat yaparız” diye düşündük.

Düğün günü geldi çattı, ben heyecandan kim ne taktı, kime taktı anlayamadım. Düğünden sonra balayına gideceğimiz için takılan altınları olduğu gibi kayınvalideme teslim ettik. Balayından geldikten sonra eşim annesinin evine gitmek istedi. Akşam yemeği için gitmeye hazırlanırken, eşime “Gitmişken altınları da alıp bankaya yatıralım” dedim, o da “Tamam orada sayarız, bir kısmını alırız” dedi. ‘Bir kısmı’ lafını anlayamadım ama uzatmak istemedim.

Yemekten sonra takılarla ilgili konuşmaya başlayınca kayınvalidem kendi yaptıkları masraflardan bahsetmeye başladı. Liste yapmış bizim taraftan kimler ne taktı onlar ne taktı diye. Listeyi gözüme gözüme sokarak erkek tarafının daha çok takı taktığını ima etti. Sonra da “Sizin ne kadar borcunuz var? Kaç gram verelim?” diye sordu. Sanki tüm takılar onların da bize borç veriyorlar gibi davrandı. Eşim de “Olmaz öyle şey” diyemedi.

İlk büyük kavgamızı o gece eve dönünce yaptık. Kendimi çok değersiz hissettim ve bütün gece ağladım. Kız kardeşimi aradım ve ona anlattım durumu. O da bana “Düğün CD’sini izlesene, bak bakalım kim ne takmış, liste onun yaptığı gibi mi?” dedi.

Hem CD’yi izlediğimde hem de birkaç yakın akraba ile konuştuğumda anladım ki kayınvalidem kendi akrabalarına “Bizim taraf takıları damada takacak, sakın geline takmayın” diye tembih etmiş. Ayrıca bazı akrabaların takacağı takıları da elden almış. Düğün CD’sini izlerken de çok kısa bir görüntü var bu dediğini doğrulayan. Ben gördüğüme inanamadım, inanmak istemedim olan tam da buydu..

Üstünden 7 yıl geçti, biz o gün aldığımız altınların haricinde birkaç defa borç ister gibi kendi altınlarımızdan istedik paraya çok sıkıştığımız zamanlarda. Kendi takılarımızın çok minik bir kısmını eşimin ailesinden rica minnet alabildim yani.

Etrafımda evlenmek üzere olan akrabalarıma, arkadaşlarıma hep tembih ediyorum mutlaka bu konuyu konuşun diye. Çoğu “Olmaz öyle şey nasıl konuşayım, zaten altınlar benim olur” diyor ama evlendikten sonra çok şey değişiyor.

Bu hikâye de bir kayınvalidenin dünürü ile yaşadığı takı kavgasından bir örnek…

TAKILAR KARIŞTI DİYE GELİNİN ANNESİ KIZINI ALIP GİTMEYE KALKTI

N. A. (67)

Oğlum ve gelinim uzun süre flört ve nişan döneminden sonra evlendi. Biz de aileler olarak birbirimizi iyi tanıyorduk. Aslında memleketlerimiz farklıydı ama sık sık bir araya geliyorduk. İki tarafın da akrabaları geniş olduğu için bolca takı takılacağı belliydi ama biz hiç takılar ne olacak diye konuşmadık. Bizim adetlerimize göre zaten takılar evlenen çiftin olur, anne babalar 1 gramına bile dokunmaz.

Düğün günü geldiğinde gelinin annesi “Takı töreninde bilezikleri kız tarafı sağ kola erkek tarafı sol kola takacak biliyorsunuz değil mi?” dedi. Bunu ilk defa duymuştum. İster sağa ister sola ister kafasının üstüne konsun takılar zaten çocukların olacaktı. Takı takılırken başında durup misafirleri yönlendirmemiz gerekiyormuş ki yanlış takmasınlar. Gerçekten buna bir türlü anlam veremiyordum. Düğün günü tartışmak istemedim ama moralim çok bozulmuştu.

Düğünde eşime iki arada bir derede bu olayı anlattım ama pek önemsemedi. Neyse düğün bitti önce bizim eve geldik. Bizim burada hep beraber altınlar sayılır, liste yapılır ve kayınvalidenin evine teslim edilir. Çift tatilden döndükten sonra gelir altınlarını teslim alır.

Neyse takıları saymak için odaya girdik ve gelinin şeridindeki altınları kolundaki bilezikleri çıkarıp bir çarşafın üzerine serdik. O arada gelinin annesi mutfaktan bağırarak odaya girdi. Ben o telaşla sağ kol ve sol kolda takılı olan bilezikleri karıştırmışım. Ondan sonra kızılca kıyamet koptu.

“Hangi taraf ne kadar taktı nasıl hesaplayacağız” diye yıktı ortalığı. Ben de “Kimin ne taktığı zaten düğün kasetinde belli olacak. Kim ne taktıysa da çocukların olacak. Bir taraf daha az taktıysa üstünü mü tamamlayacağız, amacımız ne?” diye sordum. Ortalık iyice gerildi, gelin ağlamaya başladı. Dünürümün umurunda değildi kızı üzülüyor diye. Ben “Çocuklar çok gerildi, artık bırakalım şu altın muhabbetini, ne varsa onu sayalım” diyorum o bana “Bileziklerden biri sahte, kesin sizin taraftan biri taktı” diyor. (Gerçekten o bilezik sahte çıktı.)

Sonunda dayanamayıp “Yeter artık” diye elinden takıları almaya kalktım. Bu sefer de takı töreni boyunca kızının yanından ayrılmadığını, kim ne taktı ise hafızasına kaydettiğini, altınların takılandan daha az olduğunu söyleyince başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Sonunda artık gitmesi gerektiğini söyledim ve kibarca onu evden kovdum. “Ben gidersen kızımı da alır giderim” dedi ama ağlamaktan gözleri şişmiş kızı eliyle annesini itti.

Altınları koyduğumuz çantayı alıp gelinime verdim, “Alın bunu gidin kendiniz sayın, bir daha da bu mesele açılmasın” dedim. Gelinin annesi “Olmaz, onlar tatile gidecekler, altınlar çalınır” dese de yumruğumu masaya sert vurdum. Onun amacı altınları alıp kendi evine götürmekti ama biz sert davranınca yapamadı. Çocuklar takıları bir arkadaşlarına teslim ettiler, sonra da bankaya yatırdılar. Em mutlu günlerinde daha ilk dakikadan böyle bir olayın yaşanması hepimizi çok yıprattı. Tabii ki dünürlerle mecburen bir araya geldik düğünden sonra da… Bir iki kez konuyu açmaya çalıştı ama ben tavrımı çok net koyduğum için devam edemedi. 

KİMSEYE GÜVENMEDİM, ALTINLAR KİMSEYE YAR OLMADI

Z. Y. (70)

Kızım bundan tam 10 yıl önce evlendi. Hiç düğün yapmak istemedi. Takı törenini çok saçma bulduğu için böyle merasimlere gerek olmadığını, sade bir nikahla evlenmek istediğini söyledi. Ama tabii ki sonunda bizim dediğimiz oldu ve düğün yapmaya ikna ettik. İlk çocuğum evlenecekti ve düğün dernek olmadan evlenmesini istemedim. Ayrıca yıllardır her düğüne gidip takımı taktım. Tabii ki o taktıklarım da benim kızıma takacaklardı. Böyle bir adetimiz var sevsek de sevmesek de.

Kızımın istemem dediği her şeyi bir şekilde ikna edip yaptırdım. O da en sonunda pes etti zaten. Eşinin ailesini pek tanımıyorduk ama düzgün bir aileydi. İtiraf ediyorum benim kadar her şeye karışmadılar. Bizim gibi kalabalık bir aile değildi ve o taraftan gelen takı çok azdı. 

Düğünden sonra altınları damadın ailesi ile birlikte sayalım istedim. Onlar gerek olmadığını öylece çocuklara teslim edilmesini söylediler ama çocuklar balayına gideceği için onlara vermek istemedim. Damadın annesi ile ben bir odaya geçtik ve “Köyden İndim Şehre” filmindeki Himmet Ağa gibi özenle saydık. Ben söyledim o yazdı. Sonra da fotoğraflarını çektik ve bir çantaya koyduk.

Benim gözümde hâlâ ikisi de çocuk olduğu ve bu kadar altına sahip çıkamayacaklarını düşündüğüm için çantayı çocuklara teslim etmemekte ısrarcı oldum. Dünürlerimiz altınları teslim alıp hafta başı hemen bankaya yatırabileceklerini söylediler ama yola o kadar altınla çıkmalarını da istemedim. Ben “Kendi evimde saklayıp hafta başı bankaya yatırırım” dedim. Bu sefer onlar “Burası çok küçük bir yer, düğün olduğunu biliyorlar, altınların başına bir şey gelmesin” dediler. O güne kadar hiç böyle bir olay yaşanmamıştı burada. Ben de buranın güvenilir olduğunu, hepimizin kapılarının üstünde anahtarlarının olduğunu buna rağmen hırsızlık olaylarının yaşanmadığını ve altınların bende kalması gerektiğini söyledim. İstemeye istemeye “Tamam” dediler.

Ertesi gün damadın ailesi evlerine döndü, çocuklar balayı için yola çıktılar, eşim de İstanbul’a döndü. Ben memleketteki evimde bir-iki hafta daha kalıp sonra dönecektim. Bizim düğün cuma günü olmuştu, altınları pazartesi günü bozdurup parasını bankaya yatıracaktım.

Pazartesi sabahı evden çıkmadan önce altınları sakladığım dolabı açtığımda çantayı koyduğum yerde bulamadım. Nereye koyduğumdan çok emindim ama tekrar tekrar baktım yerinde yoktu. Eve benden başka kimse girmemişti. Hemen erkek kardeşimi aradım, acilen bize gelmesini söyledim. Onunla birlikte tekrar aradık ama altınlar çantası ile birlikte çalınmıştı. Bir gece önce apartman sakinleri olarak komşunun oğlunun sünnet düğününe gitmiştik. Hırsızlar bunu fırsat bilip altınları kolayca evden çalmışlardı. Çevredeki dükkanların, marketlerin kameraları incelense de bir sonuca ulaşamadık. Altınlar uçtu gitti ama kızımın da damadın ailesinin de henüz bu durumdan haberi yoktu.

İlk şoku atlattıktan sonra kimseye altınların çalındığından bahsetmemeye karar verdim. Dünürlerin dediği çıkmıştı, onlara güvenip altınları teslim etmemiştim şimdi nasıl “Altınlar çalındı” diyecektim? Kızımı da bu durumdan bahsedip üzmek istemedim. Emekli paramla aldığım bir arsam vardı hemen onu satışa çıkardım. Şansıma hemen alıcı buldu ve yok pahasına arsamı sattım. Listeye yazdığımız tüm altınların değeri kadar parayı hesaba yatırdım. Tüm akrabalarımı da tembih ettim dünürler de damadım ve kızım da bu durumdan haberdar olmasın diye.

Kızım arsayı sattım diye çok üzülecek, damadımın yaşadığımız yerde yaşayan insanlara güveni kalmayacak, dünürlerim ise biz demedik mi sana diye sitem edecekti.  Yani özetle kızıma taktığım bileziğin haricinde bir de arsa hediye etmiş oldum : ) Ama bu bana öyle büyük bir ders oldu ki diğer kızımın düğününde takısını taktım çekildim kenara, altın ile ilgili tüm görevi damadın annesine bıraktım. Beraber saymadık bile…

Henüz düğüne gelmeden takı sorunu ile nişanında karşılaşan genç arkadaşımızın hikayesi de asıl düğünde neler olacak dedirtiyor.

‘EN ÇOK BİZİM TARAF TAKTI, TAKILAR BİZİMDİR’

P.L. (25)

Nişanda takılan para eğer özel bir anlaşma yoksa kadının olur ve bunu herkes bilir. Benim nişanlım ve ailesi de bunu çok iyi biliyordu. Ancak nişan günü gelip çattı ve erkek arkadaşıma benden daha çok takı takıldı. Bunu gören ailesi takıdan sonra hemen gelin odasına geldi ve onun üstündeki takıları alıp, saydı ve bir kâğıda yazıp bize verdi. Bizden de aynısını yapmamızı istediler. Buraya kadar her şeyi bir nebze olsun normal karşıladım. Ancak nişan bitip eve döndüğümüzde karşı taraftan bir arama geldi. “Takının neredeyse hepsini bizim akrabalarımız taktı, bu sebeple takılar bizimdir” dediklerinde neye uğradığımı şaşırdım. Durumu erkek arkadaşımla konuştuğumda o da aynı şekilde düşünüyordu. Tek tek bana beğendirdikleri kolyeleri, bilezikleri hatta kendi ailemin taktıklarını bile bozdurmaları için iade ettim. Şimdi elimde nişandan kalan hiçbir şey yok. Nişanda bile böyle yapıldıysa zaten düğünde bana hiçbir şey kalmayacağının da farkındayım.

ALTINLAR KOYNUMDA YATIYORDUM: Bana ilk evliliğimde çok altın takıldı. Rahmeti eşim 1 gramına bile dokunmadı, “Bu altınlar senindir istediğin gibi harca” dedi. Ben de yeri geldi evle ilgili tadilatlarda kullandım, yeri geldi yeni eşya alırken bozdurdum, yeri geldi çocuklarıma yardım ettim. Eşim vefat ettiğinde kenarda yine altınım vardı, çok zorda kalmadıkça kullanmıyordum. 3 yıl önce yeniden evlendim ama bu sefer düğün yapmadık. Eşim bir gün tesadüfen yatak odasında sakladığım altınları gördü. Ben de eski eşimden kalan altınlar olduğunu, asla bozdurmayacağımı söyledim. Ekonomik durumumuz iyi, ikimizin de emekli maaşı var yani çok şükür geçim sıkıntısı yaşamıyoruz. Ama altınları gördüğü günden beri “Şunlardan birazını bozalım, şunu alalım bunu yapalım” demeye başladı. Hatta bir gün altın çantasının başında yakaladım ne kadar olduğunu kontrol ediyordu. O günden beri altınları oradan alıp bir mendilin içine sardım ve koynumda taşımaya başladım. Ama bu da rahatsız edici olduğu için çok samimi arkadaşıma gittim. Kocası felç geçirdi yatalak olduğu için sürekli evde. Onun yatağının altına sakladık. Eşimi yine ara ara odada bir yerleri karıştırırken buluyorum ama bana hiçbir şey sormuyor. Çiftlerin düğünden sonra altınları paylaşamamasını anlıyorum da eski eşten kalan altınlara göz diken adam dünya üzerinde çok yoktur herhalde, onu da gittim ben buldum.

H. B. (55)

HUKUK NE DİYOR?

— Peki, gerçekten düğünde kadına takılan takılar her koşulda kadına mı ait?
— Boşanma durumunda düğün takılarının iadesi istenebilir mi?
— Harcanan düğün takılarının iadesi yapılır mı?

Avukat Bilal Çelik, düğünde takılan ziynet eşyalarının, boşanma esnasında kime ait olduğu konusunun gerek doktrinde gerekse uygulamada uzun süre tartışılmış ve fikir birliği sağlanamamış bir konu olduğunu ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti.

“Genel itibariyle mahkemeler bu zamana kadar belirtilen hususta örf ve âdet kurallarına dayanarak çeşitli kararlar verdi. Fakat son dönemlerde Yargıtay kararları doğrultusunda kadına takılan ziynet eşyalarının kişiye özgülenmiş takılar olduğu sürece (altın bilezik, kolye vb.) hangi eşe takılmış olursa olsun, kadının kişisel malı kabul edildiği görülmüştür. Yine Yargıtay kararları ile sabitlenen kadına takılan ziynet eşyalarının tamamı kadına ait olduğu sonucuna varılmıştır. Düğün sırasında kadına takılan ziynetler, kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malıdır.”

BİLEZİK-KOLYE KADININ, GRAMLAR-ÇEYREKLER ORTAK MAL

Çelik, bunun yanında kişiye özgülenmiş olmayan (tam altın, çeyrek altın, nakit para vb.) ziynet eşyalarının hangi eşe ait olduğunun ispatlanamaması durumunda Türk Medeni Kanunu’nda yer alan “Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır” maddesinin uygulandığını belirtti. Bir başka deyişle söz konusu madde gereği bu altın ve paralar ortak mal sayılıyor eşler arasında paylı mülkiyet esas alınarak eşit şekilde paylaştırılmasının uygun görülüyor.

Peki, boşanma vakalarında düğün masrafları ya da evin giderleri için harcanan düğün takılarının iadesi gerekir mi?

Çelik bu sorumuza ‘Kesinlikle evet’ şeklinde yanıt veriyor ve ekliyor:

“Bu konuda açılacak ziynet eşyalarının iadesi davalarında görevli mahkeme aile mahkemesi olmakla birlikte bu dava kapsamında ispat yükü davacıya aittir ve düğün fotoğrafları, düğün video kayıtları, tanık, yemin ve bilirkişi delillerine dayanmak mümkündür.”

Boşanırken bir diğer merak konusu olan husus ise düğünde takılan takıların mal paylaşımı davalarına konu edilip edilemeyeceği…

Çelik, mal paylaşımı davalarına kişisel malların genel itibariyle konu edilemeyeceğini, düğünde takılan ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde kişisel mal kabul edildiğinden bu davalara konu olamayacağını belirtti.

Burada Çelik’in altını çizdiği bir istisna var: Ziynet eşyaları düğünden sonra eşlerin kazanmış olduğu para karşılığında edinilmişse mal paylaşımı davasına konu edilebiliyor.

hurriyet.com.tr

Related Articles

Bir cavab yazın

Sizin e-poçt ünvanınız dərc edilməyəcəkdir.

Back to top button